|

İŞKENCE SUÇU
Madde 94 - (1) Bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve
bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade
yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışları
gerçekleştiren kamu görevlisi hakkında üç yıldan oniki yıla kadar
hapis cezasına hükmolunur.
(2) Suçun;
a) Çocuğa, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda
bulunan kişiye ya da gebe kadına karşı,
b) Avukata veya diğer kamu görevlisine karşı görevi dolayısıyla,
İşlenmesi hâlinde, sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına
hükmolunur.
(3) Fiilin cinsel yönden taciz şeklinde gerçekleşmesi hâlinde, on
yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(4) Bu suçun işlenişine iştirak eden diğer kişiler de kamu görevlisi
gibi cezalandırılır.
(5) Bu suçun ihmali davranışla işlenmesi hâlinde, verilecek cezada
bu nedenle indirim yapılmaz.
İŞKENCE
10 Şubat 1984 tarihli "İşkenceye ve Diğer Zalimane, Gayri İnsani
veya Küçültücü Muamele veya Cezaya Karşı Birleşmiş Milletler
Sözleşmesi"nin 1. maddesinde:
“Bir şahsa veya bir üçüncü şahsa, bu şahsın veya üçüncü şahsın
işlediği veya işlediğinden şüphe edilen bir fiil sebebiyle,
cezalandırmak amacıyla, bilgi veya itiraf elde etmek için veya
ayırım gözeten herhangi bir sebep dolayısıyla bir kamu görevlisinin
veya bu sıfatla hareket eden bir başka şahsın teşviki veya rızası
veya muvafakatıyla uygulanan fiziki veya manevî ağır acı veya
ızdırap veren bir fiil anlamına gelir.”
KORUNAN MENFAAT:
1982 Anayasası m. 17/3 uyarınca: “ Kimseye işkence ve eziyet
yapılamaz, kimse insan haysiyeti ile bağdaşmayan bir cezaya veya
muameleye tabi tutulamaz. ” Bu hükümden hareketle işkence suçunun
cezalandırılmasında birden çok menfaatin korunduğu göze
çarpmaktadır. Ancak korunan temel menfaat insan şeref ve haysiyeti
olarak karşımıza çıkmaktadır.
İnsan şeref ve haysiyetinin yanında ceza adaleti ve kamu idaresine
ilişkin menfaatlerin de korunduğunu söylemek mümkündür.
SUÇUN MADDİ UNSURLARI
FAİL: T.C.K m. 94 uyarınca işkence suçunun faili ancak kamu
görevlisi olabilir. Kamu görevlisi dışındaki kimseler bu suçun faili
olamazlar.
Ancak kamu görevlisi olmayan kimselerin de suça iştiraki durumunda,
bunların da kamu görevlisi gibi cezalandırılacağı hükme
bağlanmıştır.(md. 94/4). ( Örn.Polis merkezinde suç şüphesi altında
bulunan bir şüpheliye karşı işkence suçu işlenir iken, orada bulunan
ve polis memurunun arkadaşı olan sivil bir kimse de bu suça iştirak
eder ve şüpheliye yönelik bedensel ve ruhsal yönden acı verici
hareketlerde bulunan kimse de işkence suçundan sorumludur. )
Bazı suçlar özel bir yükümlülük altında bulunan veya belli
niteliklere sahip kişiler tarafından işlenebilir. Böyle suçlara
mahsus suç – özel suç – özgü suç- adı verilir. İşkence suçu da
mahsus suçtur.
T.C.K m.6/1,c ye GÖRE KAMU GÖREVLİSİ KAVRAMI
c) Kamu görevlisi: deyiminden; kamusal faaliyetin yürütülmesine
atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli,
süreli veya geçici olarak katılan kişi anlaşılır.
MAĞDUR:
765 Sayılı T.C.K’da bu suçun mağduru sadece suç şüphesi altında
bulunan kimseler olmakta iken mevcut 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu
uyarınca bu suçun mağduru herkes olabilir.
Tanık ve hatta bir kamu görevlisi de bu suçun mağduru olabilir.
HAREKET ( FİİL ) ve NETİCE:
- İnsan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı
çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine,
aşağılanmasına yol açacak hareketlerle işkence suçu işlenebilir.
Bu neticeleri doğuracak hareketlerin bir kez yapılması halinde
işkence suçu oluşmayacaktır. İşkence suçunun oluşabilmesi için; “ani
olarak değil, sistematik bir şekilde ve belli bir süreç içinde
işlenmektedirler”. Böylece işkencenin en önemli özelliği süreklilik
arz etmesidir.
Burada yer alan sistematik olmaktan ayın hareketin tekrarlanması
anlaşılmamalıdır. Farklılık gösterse bile, belli bir süreç
içerisinde uygulanan hareketler bir bütün olarak, kişinin bedensel
veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin
etkilenmesine, aşağılanmasına yol açıyor ise o halde işkence vardır.
Bir kamu görevlisinin mağdura yumruk atması halinde kasten yaralama
suçu söz konusudur. Ancak bu yumruk atma fiilini takiben başka
yumruklamalar, itmeler, tekmeler veya tehditler takip ederse bir
bütün halinde bu hareketler İŞKENCE suçunu oluşturacaktır.
Ancak bazı hareketler vardır ki bir kez yapılmakla da sürekli bir
sonuç elde edilebilir. Bu durumda netice uzun süre devam ettiği için
aynı türden veya farklı türden başkaca hareketlere gerek yoktur.
Örneğin: Foseptik çukurunda bekletilmiş bez ile bir kimsenin
gözlerinin bağlanması, bir kimsenin falakaya yatırılması, çıplak
ayakla soğukta bekletilmesi bu hallerde hareket tektir fakat netice
sürekli ve sistematiktir. Bu durumlarda da İŞKENCE suçu oluşacaktır.
Bedensel veya ruhsal yönden acı verici hareketler: Bir kamu
görevlisinin bir kimseyi itip kakması, yüzüne tükürmesi, üzerini
kirletmesi, gözlerini bağlaması, tiksindirici şeyler yedirmesi,
sigara ile vücudunu yakması gibi..
Algılama ve irade yeteneğinin bozulmasına sebep olan hareketler:
Kişinin yakınlarına yönelik tehditler, sorgusu sırasında bir
yakınının durumdan habersiz olarak kendisine gösterilmesi ve ona bir
kötülük yapılacağı inancının doğurtulması gibi.
Aşağılayıcı hareketler: Mağdura küfür edilmesi, çıplak bırakılması,
kulak ve saçından çekilmesi vs. gibi.
İşkence suçunda hareket icrai olabileceği gibi ihmali ( yapılaması
gerekenin yapılmaması ) de olabilir. Örneğin: küfür, darp, cebir
icrai hareketler iken, tuvalete gitmesine izin vermeme, yiyecek
vermeme, ilacını almasına izin vermeme şeklinde ihmali hareketlerle
de işlenebilir. Amirin işkence yapan memurlarını gördüğü halde
onlara engel olma yükümlülüğünü yerine getirmemesi durumunda da
işkence suçu oluşacaktır.
Not: 94/5 uyarınca ihmali hareketle işkence yapılması halinde
cezadan indirim yapılmayacaktır.
YARGITAY: İşkenceyi doğuran hareketlerden ne anlaşılması gerektiğini
içtihatlar ile ortaya koymuştur.
Jandarma karakol komutanının, şüphelinin sakal ve bıyığını
kestirmesi ( Y. 8. CD. 02.10.2002 6686/ 8949 )
Mağdurun nezarette kollarından tavana asılması ( Y. 8. CD.
22.04.1986, 1922/2628 )
13 gün gecele gündüzlü coplama, yumruklama, tekme vurma, elektrik
akımına tabi tutma, cinsel organının sıkma ve sağa sola sallandırma,
mağdurun başını suya sokma, cop darbeleriyle birlikte tuz bulamacını
kendisinden geçinceye kadar yedirme, ( Y. CGK 04.04.1983, 8-64-156 )
Sanık olarak gözaltına alınan kimselerin, makatlarına cop sokmak,
kızlara cinsel tacizde bulunmak, göğüslerini elleyip aç bırakmak,
hakaret ve tehdit etmek ( Y. CGK – Manisalı Gençler Davası )
KOLLUĞUN İŞKENCE SUÇUNUN FAİLİ OLABİLMESİ İÇİN SOMUT OLAY İTİBARİYLE
KUVVET KULLANMA YETKİSİNİN OLMADIĞI BİR HAL OLMALIDIR. EĞER KOLLUK
KUVVET KULLANMA YETKİSİNDE SINIRI AŞMIŞ ( Kasten veya taksirle ) İSE
İŞKENCE SUÇU DEĞİL KUVVET KULLANMADA SINIRIN AŞILMASI SUÇU OLUŞUR.
HUKUKA AYKIRILIK:
İşkence suçunun hiçbir hukuka uygunluk nedeni yoktur. bu durum
İşkence Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nin 2. maddesinde şu
şekilde açıklanmıştır:
“ Hiçbir istisnai durum, ne savaş hali, ne de savaş tehdidi iç
siyasi istikrarsızlık veya her hangi bir olağanüstü hal işkencenin
uygulanması için gerekçe gösterilemez.
Bir üst görevlinin veya resmi merciin emri işkencenin haklılığına
gerekçe kabul edilemez. ” ( Bu hallerde konusu suç teşkil eden emir
vardır ve hiçbir surette yerine getirilmez. )
Bu suç bakımından mağdurun rızası da hukuka uygunluk nedeni olamaz.
Çünkü bu suçta korunan menfaat insanlık şeref ve haysiyeti ile
birlikte, ceza adaleti ve kamu idaresine ilişkin menfaatlerde
korunmaktadır. Bu sebeple mağdurun rızası işkence fiilini hukuka
uygun hale getirmez.
NOT: Sorguya çekilme, tanık ya da suçtan zarar gören sıfatı ile
ifade verme hallerinde bu muamelelerin içinde barındırdığı yorucu
nitelik, irade serbestliğini bozmadığı sürece ( zorlama olmadığı
sürece ) işkence olarak kabul edilemez. Örneğin iş yükü veya tanık
çokluğu sebebiyle polis merkezinde veya adliye binasında uzun süre
ayakta beklemek vs. durumlar işkence olarak kabul edilemez.
MANEVİ UNSUR
İşkence suçu kasten işlenebilir ( genel kast ). Kamu görevlisinin
özel bir saikle hareket etmiş olmasına gerek yoktur. Kamu görevlisi
bakımından özel bir amaç aranmamıştır.3
SUÇUN ÖZEL GÖRÜNÜŞ ŞEKİLLERİ
TEŞEBBÜS: İşkence suçu sistematik şekilde işlenen bir suç olduğu
için kamu görevlisi, işkence teşkil eden hareketlere doğrudan
doğruya icraya başladıktan sonra engel bir nedenin ortaya çıkması
ile icra hareketlerini tamamlayamaz ise işkence suçuna teşebbüs
olur. ( Faillerin, mağdurun el ve ayaklarına elektrik teli
bağladıktan sonra yakalanmaları, mağdurun saç ve sakallarını kesmek
için makas ve traş bıçağı ile mağdurun yanında bekler bir vaziyette
yakalanması vs. )
Fail elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başladıktan
sonra gönüllü vazgeçerse gönüllü vazgeçmeye ilişkin hükümler
uygulanır.
İŞTİRAK:
T.CK m.40/ (2) “Özgü suçlarda, ancak özel faillik niteliğini taşıyan
kişi fail olabilir.” Bu suçların işlenişine iştirak eden diğer
kişiler ise azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulur.
Ancak kanun koyucu bu kurala İŞKENCE SUÇU İÇİN İSTİSNA GETİRMİŞTİR.
T.C.K m. 94/4 Uyarınca:
“Bu suçun işlenişine iştirak eden diğer kişiler de kamu görevlisi
gibi cezalandırılır. ”
Eğer işkence suçu amirin emri yerine getirilerek yapılmış ise SUÇ
TEŞKİL EDEN EMİR HİÇ BİR SURETTE YERİNE GETİRİLEMEYECEĞİNDEN amir
bakamından azmettirme söz konusu olacaktır.
İÇTİMA:
İşkence suçu birden fazla kimseye karşı işlenirse her bir mağdur
için ayrı ayrı işkence suçu hükümleri uygulanır. İşkence suçunda
zincirleme suç hükümleri uygulanmaz. ( T.C.K m. 43/3 )
İşkence cinsel taciz veya darp suretiyle işlenirse ayrıca cinsel
taciz ve yaralamadan dolayı ceza verilmez. Çünkü bu halde mürekkep (
birleşik ) suç söz konusudur.
Ancak cinsel taciz eylemi cinsel dokunulmazlığın ihlali ( cinsel
amaçla bedene müdahale veya organ veya sair cisim sokma ) halini
alırsa fail işkence suçunun yanında ayrıca cinsel saldırı suçunun
nitelikli halinden ( kamu görevlisinin nüfuzu kötüye kullanması
suretiyle işlendiği için ) sorumlu olacaktır. T.C.K m. 102/3,b.
İŞKENCE SUÇUNUN AĞIRLAŞMIŞ HALLERİ ( NİTELİKLİ HALLER )
Suçun ağır halleri, suçun
- Çocuğa, beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda
bulunan kişiye ya da gebe kadına karşı,
- Avukata veya diğer kamu görevlisine karşı görevi dolayısıyla
işlenmesidir (md. 94/2).
- Fiilin cinsel yönden taciz şeklinde işlenmesi halinde de cezanın
artırılacağı öngörülmüştür (md.94/3). “Dikkat edilmelidir ki, bu
hükmün uygulanabilmesi için, mağdur üzerinde gerçekleştirilen
fiillerin cinsel saldırı boyutuna ulaşmamış olması gerekir. Aksi
takdirde, işkence suçunun yanı sıra, ayrıca cinsel saldırı suçundan
dolayı da cezaya hükmetmek gerekecektir”.
İŞKENCE SUÇUNUN NETİCESİ SEBEBİYLE AĞIRLAŞMIŞ HALLERİ ( m. 95 )
Kanunda ayrıca neticesi sebebiyle ağırlaşmış işkence halleri de
düzenlenmiş bulunmaktadır (md. 95). Bunlar için, kasten yaralama
suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine bakılmalıdır. Bu
hallerde failin sorumlu tutulması için ağırlaşan netice bakımından
en azından TAKSİRLE hareket etmiş olması gerekmektedir.
Madde 95 - (1) İşkence fiilleri, mağdurun;
a) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli
zayıflamasına,
b) Konuşmasında sürekli zorluğa,
c) Yüzünde sabit ize,
d) Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma,
e) Gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun vaktinden önce
doğmasına,
Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, yarı
oranında artırılır.
(2) İşkence fiilleri, mağdurun;
a) İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata
girmesine,
b) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine,
c) Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına,
d) Yüzünün sürekli değişikliğine,
e) Gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun düşmesine,
Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, bir kat
artırılır.
(3) İşkence fiillerinin vücutta kemik kırılmasına neden olması
hâlinde, kırığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre sekiz yıldan
onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(4) İşkence sonucunda ölüm meydana gelmişse, ağırlaştırılmış müebbet
hapis cezasına hükmolunur.
SUÇUN HAFİFLETİCİ NEDENLERİ
İşkence suçunun hiçbir hafifletici nedeni yoktur.
Suçun ihmali hareketle işlenmesi, amirin emrinin yerine getirilmesi,
amirin ihmali hareketle işkenceye göz yumması hallerinde hafifletici
neden yoktur. Bu hallerde dahi tamamlanmış işkence suçu vardır.
Cezadan hiçbir indirim yapılmayacaktır.
YAPTIRIM VE YARGILAMA
Suçun basit hali 3 yıldan 12 yıla kadar hapis
94/2 de sayılan ağırlaşmış hallerde: 8 yıldan 15 yıla kadar hapis
Neticesi sebebiyle ağırlaşmış işkence suçunda 1. fıkrada: ½ ceza
artırımı,
95/2. fıkrada yazılı ağırlaşmış işkence suçunda: ceza 1 Kat
artırılır,
95/3. fıkrada yazılı ağırlaşmış işkence suçunda ( kemik kırılmış
olması halinde ): 8 Yıldan 15 Yıla kadar hapis,
95/4 fıkrada yazılı ağırlaşmış işkence suçunda ( ölüm olmuşsa ) :
Ağırlaşmış Müebbet Hapis.
Suç KAMU DAVASI olarak takip edilir. Soruşturmayı CUMHURİYET SAVCISI
BİZZAT YAPAR. AĞIR CEZA MAHKEMESİ GÖREVLİDİR.
|
|
Etiketler: Avukat Kenan
Uysal, İstanbul, Turkiye, TURKİYE, Türkiye, boşanma, boşanma davası,
boşanma avukatı, boşama uzmanı, boşanma hukuku , sigorta hukuku ,
tazminat hukuku , iş hukuku , ticaret hukuku , miras hukuku ,
gayrimenkul hukuku, hastane sorumluluğu davaları ,emeklilik ve
vatandaşlık hukuku , aile hukuku , avukat büroları , türkiye vergi
hukuku , türkiye boşanma hukuku türkiye sigorta hukuku ,tazminat
hukuku , türkiye iş hukuku , türkiye ticaret hukuku , türkiye miras
hukuku , gayrimenkul hukuku , emeklilik ve vatandaşlık hukuku , aile
hukuku , telif hukuku davaları, telif hukuku, telif hukuku avukat,
telif hukuku dava, İstanbul vergi avukatı, İstanbul boşanma avukatı,
boşanma avukatı, vergi avukatı tazminat avukatı, türkiye iş avukatı,
ticaret avukatı, miras avukatı, gayrimenkul avukatı |