|

GÖÇMEN KAÇAKÇILIĞI SUÇU
Madde Metni2:
Madde 79 - (1) Doğrudan doğruya veya dolaylı olarak maddî menfaat
elde etmek maksadıyla, yasal olmayan yollardan;
a) Bir yabancıyı ülkeye sokan veya ülkede kalmasına imkân sağlayan,
b) Türk vatandaşı veya yabancının yurt dışına çıkmasına imkân
sağlayan,
Kişi, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para
cezası ile cezalandırılır.
(2) Bu suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde,
verilecek cezalar yarı oranında artırılır.
(3) Bu suçun bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi
hâlinde, tüzel kişi hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine
hükmolunur.
Göçmen Kaçakçılığının Tanımı:
İnsanların daha iyi şartlarda yaşama, iş bulma veya yaşadıkları
ülkedeki siyasi, ekonomik ve sosyal istikrarsızlıklar gibi
nedenlerden dolayı göç etme istek ve zorunlulukları sonucu
bulundukları ülkeden yasa dışı yollarla başka ülkelere gitmeleri
veya götürülmeleridir.
Göçmen Kavramı ile Mülteci Kavramı Arasındaki Fark:
1951 tarihli Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin Sözleşme
hükümlerine göre mülteci; “ırkı, dini, milliyeti, belli bir sosyal
gruba mensubiyeti veya siyasi düşünceleri nedeniyle zulüm göreceği
konusunda haklı bir korku taşıyan ve bu yüzden ülkesinden ayrılan ve
korkusu nedeniyle geri dönemeyen veya dönmek istemeyen kişi” dir.
“Mülteci” kavramı ile “göçmen” kavramı arasında içerik ve sonuçlar
bakımından farklılıklar bulunmaktadır. Mülteciler, içinde
bulundukları durum itibariyle göçmen kaçakçılığı ve insan ticaretine
potansiyel kaynak oluşturmaktadırlar.
Göçmen kaçakçığı suçu 3.8.2002 tarih ve 4771 sayılı Kanunla TCK’ya
ilave edilen yeni bir uluslararası suçtur. Bu suçun dayanağını BM
tarafından 2000 yılında imzalanan “Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı
Birleşmiş Milletler Sözleşmesi” ve bu Sözleşmeye ek “Göçmenlerin
Kara, Deniz ve Hava Yollarıyla Kaçırılmalarına Karşı Protokol”
oluşturmaktadır. Türkiye bu sözleşme ve protokolü 30.01.2003 tarih
ve 4804 sayılı kanunla onaylamıştır. Her iki protokol de, sözleşmeye
taraf olan devletlere sözleşmede yasaklanan fiilleri suç haline
getirme yükümlülüğü getirmektedir.
1926 tarihli TCK’da çalışma hürriyetine karşı suçlar kısmında 201/a
ve 201/b maddelerinde düzenlenmiş olan bu suçlar, yeni TCK’da
uluslararası suçlar kısmında 79. ve 80 maddelerde düzenlenmiştir.
Göçmen kaçakçılığı suçu 1926 tarihli TCK’ya eklenmeden önce kaçak
göçmenler, duruma göre Pasaport Kanunu’nun 34. veya 35. maddesine
göre, hafif hapis veya hafif para cezası cezalandırılırken, bu
kimselere aracılık edenler ise aynı Kanunun 36. maddesine göre hapis
cezası ile cezalandırılıyordu.
KORUNAN MENFAAT
Bu suç tipinde, kişilerin sömürülmesinin önüne geçilmesi, hem de
kişiliklerinin ve vücut bütünlüklerinin rencide edilmesinin,
ekonomik kayıplara maruz kalmasının önüne geçilmek istenmesi ve
göçmen kaçakçılığında hedef olan ülkenin sosyal ve ekonomik bozulma
ve dengesizliklere maruz kalmasının önlenmesi menfaatleri
korunmaktadır.
SUÇUN UNSURLARI
1- SUÇUN MADDİ UNSURU
Göçmen kaçakçılığı suçu 79. maddenin 1. fıkrasında, doğrudan doğruya
veya dolaylı olarak maddi menfaat elde etmek maksadıyla, yasal
olmayan yollardan, bir yabancının ülkeye sokulması veya ülkede
kalmasına imkan sağlanması ya da bir Türk vatandaşı veya yabancının
yurt dışına çıkmasına imkan sağlanması olarak tanımlanmıştır. Bu
tanım, 1926 tarihli TCK md. 201/a fık. 1’deki tanımla aynıdır. Ancak
yeni tanım daha açık ve sadedir.
Buna göre suçun maddi unsurunu;
-bir yabancının yasal olmayan yollardan ülkeye sokulması,
-bir yabancının yasal olmayan yollardan ülkede kalmasının sağlanması
veya
-bir Türk veya yabancının yasal olmayan yollardan yurt dışına
çıkmasına imkan sağlanması hareketleri oluşturmaktadır.
Görüldüğü gibi göçmen kaçakçılığı suçu seçimlik hareketli bir
suçtur. Bu fiillerden birisinin işlenmesi suçun oluşması için
yeterlidir. Yasal olmayan yollardan ülkeye sokulan kişinin yine
yasal olmayan yollarla çıkarılması ya da Türkiye’de kalmasının
sağlanması halinde fail, suçun birden fazla seçimlik hareketini
gerçekleştirmesine rağmen tek bir suçtan cezalandırılacaktır.
Yasal yollardan Türkiye’ye girmiş olan bir yabancının, yasal olmayan
yollardan oturma izni temin edilerek ülkede kalmasının sağlanması ya
da yasal olmayan yollardan çıkmasını temin için sahte pasaport veya
belgeler hazırlanması da 79. maddeye göre göçmen kaçakçılığı suçunu
oluşturur.
İcrai bir hareketle işlenebileceği gibi ihmali bir hareketle de
işlenebilir. İhmali harekette eğer bir başka suç daha mevcut ise
fikri içtima uygulanır. Örneğin yurt dışına yasal yollardan bir
kimsenin yurda girmesine göz yuman kamu görevlisinin eylemi göçmen
kaçakçılığının yanında Görevi İhmal suçunu oluşturmaktadır. Ancak
bir fiille iki suç oluştuğundan gerçek içtima uyarınca sadece göçmen
kaçakçılığından hüküm verilecektir.
Suçun Fail ve Mağduru
Suçun faili herhangi bir kimse olabilir. Göçmen kaçakçılığı suçunun
çoğunlukla bu amaçla çalışan suç örgütleri tarafından işlendiği
gerçeğini de göz önünde bulunduran kanun koyucu, suçun bir örgütün
faaliyeti çerçevesinde işlenmesini cezayı arttırıcı neden olarak
kabul etmiştir (md. 79/2). Diğer taraftan, göçmen kaçakçılığını
gerçekleştiren örgütün yönetici ve üyeleri, suç işlemek amacıyla
örgüt kurma suçundan da 220. maddeye göre ayrıca
cezalandırılacaklardır.
Göçmen kaçakçılığı suçunun mağduru, yasal olmayan yollardan ülkeye
sokulan veya kalmasına ya da yurt dışına çıkmasına imkan sağlanan
yabancıdır. Yine yasal olmayan yollardan ülkeden çıkmasına imkan
sağlanan Türk vatandaşı da suçun mağdurudur. Mağdurluk ve faillik
sıfatı aynı kişide birleşemeyeceği için bu mağdurların göçmen
kaçakçılığı suçundan dolayı cezalandırılması mümkün değildir.
Yukarıda zikredilen göçmen kaçakçılığına ilişkin protokol de kaçak
göçmenlerin göçmen kaçakçılığı suçundan dolayı cezalandırılmamasını
istemektedir. Ancak bu kimselerin Pasaport Kanuna aykırılıktan
dolayı cezai sorumlulukları devam etmektedir.
2- SUÇUN MANEVİ UNSURU
Suçun manevi unsurunu, “doğrudan doğruya veya dolaylı olarak maddi
menfaat elde etmek maksadıyla” fiilin işlenmesi oluşturmaktadır. Bu
açıdan failde ÖZEL KAST ın varlığı aranmaktadır. Ancak, menfaatin
elde ediliş olması, örneğin kararlaştırılan paranın alınmış olması,
suçun oluşması için gerekli değildir. Böyle bir menfaate elde etmek
SAİKİ ( amacıyla ) işlenmiş olması yeterlidir. Eğer failin amacı,
mağdurdan cinsel yönden yararlanmak gibi maddi amaç dışında bir amaç
elde etmekse, bu suç oluşmayacaktır. Suçun TAKSİR ile işlenmesi
MÜMKÜN DEĞİLDİR.
Faildeki maddi menfaat elde etme özel kastı ve mağdurun bu fiillere
rıza göstermesi, göçmen kaçakçılığı suçunu diğer suçlardan ayırmaya
yarar. Bu nedenle “zorla çalıştırmak, hizmet ettirmek, esarete veya
benzeri uygulamalara tabi kılmak” veya “vücut organlarının
verilmesini sağlamak” amacıyla göçmenlerin ülkeye sokulması halinde
aşağıda inceleyeceğimiz, insan ticareti suçu oluşacaktır. Diğer
taraftan failin amacı, mağduru fuhuş için kullanmak veya fuhuş
yapmasını sağlamak ise, 227. maddedeki fuhuş suçu gerçekleşecektir.
3- HUKUKA UYGUNLUK NEDENLERİ
Göçmen kaçakçılığı suçunda mağdurun rızası bir hukuka uygunluk
nedeni değil, suçun unsurunu oluşturmaktadır. Maddede açıkça
belirtilmese de bu suç, ancak mağdurun rızası ile işlenebilir.
Mağdurun rızası olmadan göçmen kaçakçılığı suçu zaten
oluşmayacaktır. Genelde yurda yasal olmayan yollardan girme, kalma
veya çıkma fiilleri mağdurun iradesine dayanmaktadır.
Eğer mağdurun rızası, failin hileli davranışları sonucu, elde
edilmişse, artık göçmen kaçakçılığı değil, duruma göre
dolandırıcılık suçu (md. 157) oluşur. Örneğin, yurt dışına
götürüleceği vaat edilerek, göçmenlerin paralarının alınması ancak
deniz ortasında bırakılıp kaçılması veya ülke içinde başka bir yere
bırakılması halinde dolandırıcılık suçu oluşur.
SUÇUN ÖZEL GÖRÜNÜŞ BİÇİMLERİ
a- Teşebbüs
Göçmen kaçakçılığı suçu hareketi neticesine bitişik bir suç tipi
değildir. Bu sebeple göçmen kaçakçılığı suçuna TEŞEBBÜS mümkündür.
Bir kişi göçmen kaçakçılığı için elverişli harekete başlamış ve
devletin kolluk güçleri tarafından takip edildiğini ülke içinde
öğrenir ve bunu takiben ülke dışına çıkar ise bu halde teşebbüs
vardır.
Gönüllü vazgeçme halinde de kural olarak, o ana kadar icra edilen
eylemler suç oluşturuyorsa sadece o eylemlerden ötürü ceza verilir.
Amaç suç ( göçmen kaçakçılığı suçu ) bakımından her hangi bir ceza
verilmez.
b- İştirak
Göçmen kaçakçılığı tek başına ya da topluluk halinde iştirak iradesi
ile işlenebilir. Failin/ faillerin resmi sıfatlı memur olması da
mümkündür ( örn. Gümrük görevlisi ). Eğer failler yasal yollardan
kurulmuş bir tüzel kişilik adı altında faaliyet gösterip, göçmen
kaçakçılığı yapıyorlar ise, ceza kanununda tüzel kişiler için
öngörülen adli para cezası, faaliyetten men, kapatma cezaları
uygulanabilecektir.
c- İçtima
Göçmen kaçakçılığı suçu, aynı zamanda Pasaport Kanunu’nda veya
yabancıların Türkiye’de oturmalarına ilişkin mevzuattaki cezai
hükümleri de ihlal edebilir. Diğer taraftan, yabancının yasal
olmayan yollardan ülkeye sokulması ya da ülkede kalabilmesi için
sahte kimlik veya seyahat belgesi veya oturtma izni düzenlenmesi
halinde, bu fiiller, aynı zamanda 204. maddedeki resmi belgede
sahtecilik suçunu oluşturacaktır. Ancak bu gibi durumlarda 44. madde
hükmü uyarınca fikri içtima kuralı uygulanarak fail daha ağır cezayı
gerektiren suçtan dolayı cezalandırılacaktır.
Bu suç kapsamında öldürme veya yaralama suçları işlenir ise, fail bu
gibi durumlarda hem göçmen kaçakçılığı suçundan hem de öldürme ve
yaralama suçlarından cezalandırılabilecektir. ( Gerçek içtima –
cezaların içtimaı hali, her bir fiil için ayrı ceza )
YAPTIRIM
a- Suçun Yaptırımı
Göçmen kaçakçılığı suçunun cezası üç yıldan sekiz yıla kadar hapis
ve on bin güne kadar adli para cezasıdır. 1926 tarihli TCK 201/a
ikinci fıkrada yer alan, “suçun işlenmesinde kullanılan taşıtlar ve
bu fiil nedeniyle elde edilen maddi menfaatler müsadere edilir”
hükmü 78. maddeye alınmamıştır. Ancak yeni TCK hem eşya
müsaderesini, hem de kazanç müsaderesini genel hükümler kısmında
ayrı ayrı düzenlediği için bu bir eksiklik oluşturmayacaktır. Çünkü,
suçun işlenmesinde kullanılan taşıtlar 54. maddeye göre, suçtan elde
edilen maddi menfaatler de 55. maddeye göre müsadere edilecektir.
b-Cezayı Ağılaştıran Sebepler
79. maddenin 2. fıkrasında, suçun örgüt tarafından işlenmesi halinde
cezanın yarı oranında arttırılacağı belirtilmiştir. Bu açıdan yeni
düzenleme, cezanın bir kat arttırılmasını öngören 1926 tarihli
TCK’dan farklıdır.
Örgüt: yasal olmayan ve yasalara aykırı girişimde bulunmayı
ortaklaşa amaçlayan üç ve üçten fazla kişinin ( T.C.K m. 220- suç
işlemek için örgüt kurma için de bu sayı gereklidir ) oluşturduğu
hukuk dışı oluşumdur.
Örgüt mensubu: bir suç örgütünü kuran, yöneten, örgüte katılan veya
örgüt adına diğerleriyle birlikte veya tek başına suç işleyen kişi
dir.
c- Hafifletici Nedenler
Kanunda hafifletici neden sayılmamış olmakla birlikte genel hükümler
nazarında gönüllü vazgeçme durumunda cezadan indirim söz konusu
olacaktır.
KOVUŞTURMA USULÜ VE GÖREVLİ MAHKEME
Genel hükümlere göre yargılama yapılır. KAMU DAVASI na konu bir
şuçtur. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ nin görev alanındadır.
GÖÇMEN KAÇAKÇILIĞININ TRANSİT ÜLKESİ NEDEN TÜRKİYE’ DİR ?
İnsanların, Türkiye’de kaçak olarak çalışıp para biriktirerek
ülkelerine dönmek istemeleri, daha önceden çeşitli yollarla
Türkiye’ye girip yerleşmiş olanların kendi tanıdıklarını Türkiye’ye
çağırmaları, Türkiye’nin Ortadoğu ve Kafkas ülkeleri arasında en
demokratik ve ekonomik açıdan güçlü ve istikrarlı bir ülke olması,
yaşam standartlarının geldikleri ülkelere göre daha iyi olması,
Türkiye’de yakalanmaları halinde daha az ceza göreceklerini ve
insanlık dışı muameleye maruz kalmayacaklarını bilmeleri, yasa dışı
giriş yapan çoğu yabancı uyruklu kişilerle vatandaşlarımız arasında
dil birliğinin bulunması gibi sebeplerle Türkiye’ye kaçak yollardan
girmeyi tercih ettikleri görülmektedir.
Batı ülkelerine geçiş yapmak için Türkiye’nin tercih edilmesinin
sebepleri ise;
Türkiye’nin coğrafi konumu itibariyle Asya ile Avrupa arasında bir
köprü durumunda bulunması, kuzeyden yapılacak geçişlerde
(Türkmenistan, Rusya, Ukrayna, Belarus(Beyaz Rusya) ve Romanya)
yolun daha uzun, geçilecek ülkelerin daha fazla sayıda ve coğrafi -
iklim şartlarının daha sert olması, Orta doğudaki savaş ve
karışıklıklar sebebiyle İran-Irak-Suriye-Akdeniz yolunun
kullanılamaması, Türkiye’nin doğuda sarp, dağlık, kontrolü güç olan
kara sınırlarına, batıda ise çok uzun ve girintili - çıkıntılı deniz
sınırlarına sahip olması, ayrıca Avrupa Ülkelerine ulaşılması
açısından Ege Adalarının kıyılarımıza çok yakın bulunmasıdır.
Ülkelerin son yıllarda üzerinde ciddi olarak durduğu ve Türkiye’nin
de özellikle coğrafi konumu itibariyle çeşitli yönlerden içinde
doğrudan yer aldığı dünyadaki yasadışı göç hareketleri, sadece ülke
güvenliklerini tehdit etmekle kalmayıp, çok sayıda yasadışı göçmenin
umuda yolculuk niteliğindeki bu illegal hareketleri sırasında
hayatlarına mal olmakta ve bu göçlerden büyük gelir elde eden terör
örgütleri, kaçakçılık şebekeleri ve yasadışı göç organizatörlerine
de önemli bir kazanç ve fayda sağlamaktadır.
Bu itibarla, Türkiye yabancıların turistik, bilimsel araştırma,
çalışma, öğrenim ve ticaret amaçlı olarak yasal yollardan
gelişlerinin yanısıra; iltica, yasadışı göç eylemleri ile ülkemiz
üzerinden üçüncü ülkelere yasadışı yollardan geçme teşebbüslerine
yoğun olarak konu olmaktadır. |
|
Etiketler: Avukat Kenan
Uysal, İstanbul, Turkiye, TURKİYE, Türkiye, boşanma, boşanma davası,
boşanma avukatı, boşama uzmanı, boşanma hukuku , sigorta hukuku ,
tazminat hukuku , iş hukuku , ticaret hukuku , miras hukuku ,
gayrimenkul hukuku, hastane sorumluluğu davaları ,emeklilik ve
vatandaşlık hukuku , aile hukuku , avukat büroları , türkiye vergi
hukuku , türkiye boşanma hukuku türkiye sigorta hukuku ,tazminat
hukuku , türkiye iş hukuku , türkiye ticaret hukuku , türkiye miras
hukuku , gayrimenkul hukuku , emeklilik ve vatandaşlık hukuku , aile
hukuku , telif hukuku davaları, telif hukuku, telif hukuku avukat,
telif hukuku dava, İstanbul vergi avukatı, İstanbul boşanma avukatı,
boşanma avukatı, vergi avukatı tazminat avukatı, türkiye iş avukatı,
ticaret avukatı, miras avukatı, gayrimenkul avukatı |