|

GAYRİMENKUL HUKUKU EŞYA HUKUKUNUN KONUSUDUR...
EŞYA HUKUKU
BİRİNCİ KISIM
MÜLKİYET
BİRİNCİ BÖLÜM
GENEL HÜKÜMLER
A. Mülkiyet hakkının içeriği
MADDE 683.- Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları
içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve
tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir.
Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak
davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de
dava edebilir.
B. Mülkiyet hakkının kapsamı
I. Bütünleyici parça
MADDE 684.- Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici
parçalarına da malik olur.
Bütünleyici parça, yerel âdetlere göre asıl şeyin temel unsuru olan
ve o şey yok edilmedikçe, zarara uğratılmadıkça veya yapısı
değiştirilmedikçe ondan ayrılmasına olanak bulunmayan parçadır.
II. Doğal ürünler
MADDE 685.- Bir şeyin maliki, onun ürünlerinin de maliki olur.
Ürünler, dönemsel olarak elde edilen doğal veya hukukî ürünler ile
bir şeyin özgülendiği amaca göre âdetler gereği ondan elde edilmesi
uygun görülen diğer verimlerdir.
Doğal ürünler asıl şeyden ayrılıncaya kadar onun bütünleyici
parçasıdır.
III. Eklenti
1. Tanım
MADDE 686.- Bir şeye ilişkin tasarruflar, aksi belirtilmedikçe onun
eklentisini de kapsar.
Eklenti, asıl şey malikinin anlaşılabilen arzusuna veya yerel
âdetlere göre, işletilmesi, korunması veya yarar sağlaması için asıl
şeye sürekli olarak özgülenen ve kullanılmasında birleştirme, takma
veya başka bir biçimde asıl şeye bağlı kılınan taşınır maldır.
Eklenti, asıl şeyden geçici olarak ayrılmakla bu niteliğini
kaybetmez.
2. Eklenti sayılmayanlar
MADDE 687.- Asıl şeye zilyet olan kimsenin sadece geçici olarak
kullanması veya tüketmesi için özgülenen ya da asıl şeyin özel
niteliği ile herhangi bir ilişkisi bulunmadan sadece korunmak,
satılmak veya kiraya verilmek üzere onunla birleştirilen şeyler
eklenti sayılmaz.
C. Birlikte mülkiyet
I. Paylı mülkiyet
1. Genel kurallar
MADDE 688.- Paylı mülkiyette birden çok kimse, maddî olarak bölünmüş
olmayan bir şeyin tamamına belli paylarla maliktir.
Başka türlü belirlenmedikçe, paylar eşit sayılır.
Paydaşlardan her biri kendi payı bakımından malik hak ve
yükümlülüklerine sahip olur. Pay devredilebilir, rehnedilebilir ve
alacaklılar tarafından haczettirilebilir.
2. Yönetim ve tasarruf
a. Anlaşmalar
MADDE 689.- Paydaşlar, kendi aralarında oybirliğiyle anlaşarak
yararlanma, kullanma ve yönetime ilişkin konularda kanun
hükümlerinden farklı bir düzenleme yapabilirler. Ancak, böyle bir
anlaşmayla paydaşların aşağıdaki hak ve yetkileri kaldırılamaz ve
sınırlandırılamaz:
1. Paylı mülkiyet konusu eşyanın kullanılabilirliğinin ve değerinin
korunması için zorunlu olan yönetim işlerini yapmak ve gerektiğinde
mahkemeden buna ilişkin önlemlerin alınmasını istemek,
2. Eşyayı bir zarar tehlikesinden veya zararın artmasından korumak
için derhâl alınması gereken önlemleri bütün paydaşlar hesabına
almak.
Taşınmazlarla ilgili anlaşmalar imzalarının noterlikçe onaylanması
koşuluyla paydaşlardan birinin başvurusu üzerine tapu kütüğüne şerh
verilebilir.
b. Olağan yönetim işleri
MADDE 690.- Paydaşlardan her biri olağan yönetim işlerini yapmaya,
özellikle küçük onarımları yaptırmaya ve tarımsal işleri yürütmeye
yetkilidir.
Zorunlu ve ivedi işlerin yapılmasına ilişkin kanun hükümleri saklı
kalmak kaydıyla, paydaşların çoğunlukla alacağı kararla olağan
yönetim işlerinde yetkiyle ilgili farklı düzenleme getirilebilir.
c. Önemli yönetim işleri
MADDE 691.- İşletme usulünün veya tarım türünün değiştirilmesi, adî
kiraya veya ürün kirasına ilişkin sözleşmelerin yapılması veya
feshi, toprağın ıslahı gibi önemli yönetim işleri için pay ve paydaş
çoğunluğuyla karar verilmesi gerekir.
Olağan yönetim sınırlarını aşan ve paylı malın değerinin veya yarar
sağlamaya elverişliliğinin korunması için gerekli bakım, onarım ve
yapı işlerinde de aynı çoğunluk aranır.
Pay ve paydaşların eşitliği hâlinde hâkim, paydaşlardan birinin
istemi üzerine bütün paydaşların menfaatini gözeterek hakkaniyete
uygun bir karar verir; gerekli gördüğü işlerin yapılması için
paydaşlar arasından veya dışarıdan bir kayyım atayabilir.
d. Olağanüstü yönetim işleri ve tasarruflar
MADDE 692.- Paylı malın özgülendiği amacın değiştirilmesi, korumanın
veya olağan şekilde kullanmanın gerekli kıldığı ölçüyü aşan yapı
işlerine girişilmesi veya paylı malın tamamı üzerinde tasarruf
işlemlerinin yapılması, oybirliğiyle aksi kararlaştırılmış
olmadıkça, bütün paydaşların kabulüne bağlıdır.
Paylar üzerinde taşınmaz rehni veya taşınmaz yükü kurulmuşsa,
paydaşlar malın tamamını benzer haklarla kayıtlayamazlar.
3. Yararlanma, kullanma ve koruma
MADDE 693.- Paydaşlardan her biri, diğerlerinin hakları ile
bağdaştığı ölçüde paylı maldan yararlanabilir ve onu kullanabilir.
Uyuşmazlık hâlinde yararlanma ve kullanma şeklini hâkim belirler. Bu
belirleme, paylı malın kullanılmasının zaman veya yer itibarıyla
paydaşlar arasında bölünmesi biçiminde de olabilir.
Paydaşlardan her biri, bölünemeyen ortak menfaatlerin korunmasını
diğer paydaşları temsilen sağlayabilir.
4. Giderler ve yükümlülükler
MADDE 694.- Paylı mülkiyetten doğan veya paylı malı ilgilendiren
yönetim giderleri, vergiler ve diğer yükümlülükler, aksine bir hüküm
bulunmadıkça, paydaşlar tarafından payları oranında karşılanır.
Payına düşenden fazlasını ödemiş bulunan paydaş, diğerlerine payları
oranında rücu edebilir.
5. Kararların bağlayıcılığı
MADDE 695.- Yararlanma, kullanma ve yönetime ilişkin konularda
paydaşların yaptıkları düzenleme ve aldıkları kararlar ile mahkemece
verilen kararlar, sonradan paydaş olan veya pay üzerinde aynî hak
kazanan kimseleri de bağlar.
Taşınmazlarda yararlanma, kullanma ve yönetime ilişkin kararların
sonradan paydaş olan veya pay üzerinde aynî hak kazananları
bağlaması için, bunların tapu kütüğüne şerh edilmesi gerekir.
6. Paydaşlıktan çıkarma
a. Paydaşın çıkarılması
MADDE 696.- Kendi tutum ve davranışlarıyla veya malın kullanılmasını
bıraktığı ya da fiillerinden sorumlu olduğu kişilerin tutum ve
davranışlarıyla diğer paydaşların tamamına veya bir kısmına karşı
olan yükümlülüklerini ağır biçimde çiğneyen paydaş, bu yüzden onlar
için paylı mülkiyet ilişkisinin devamını çekilmez hâle getirmişse,
mahkeme kararıyla paydaşlıktan çıkarılabilir.
Davanın açılması, aksi kararlaştırılmış olmadıkça, pay ve paydaş
çoğunluğuyla karar verilmesine bağlıdır.
Hâkim, çıkarma istemini haklı gördüğü takdirde, çıkarılacak paydaşın
payını karşılayacak kısmı maldan ayırmaya olanak varsa, bu ayırmayı
yaparak ayrılan parçanın paylı mülkiyetten çıkarılana özgülenmesine
karar verir.
Aynen ayrılmasına olanak bulunmayan maldaki payın dava tarihindeki
değeriyle kendilerine devrini isteyen paydaş veya paydaşlar bu
istemlerini paydaşlıktan çıkarma istemi ile birlikte ileri sürmek
zorundadırlar. Hâkim, hüküm vermeden önce re'sen belirleyeceği uygun
bir süre içinde pay değerinin ödenmesine veya tevdiine karar verir.
Davanın kabulü hâlinde payın istemde bulunan adına tesciline
hükmolunur.
Payı karşılayacak kısım maldan aynen ayrılamaz ve bu payı isteyen
paydaş da bulunmazsa hâkim, davalıya payını devretmesi için bir süre
belirler ve bu süre içinde devredilmeyen payın açık artırmayla
satışına karar verir. Satış kararı, cebrî icra yoluyla paraya
çevirmeye ilişkin hükümler uyarınca yerine getirilir.
b. Diğer hak sahiplerinin çıkarılması
MADDE 697.- Bir paydaşın çıkarılmasına ilişkin hükümler, kıyas
yoluyla, pay üzerinde intifa veya diğer bir aynî ya da tapuya şerh
edilmiş kişisel yararlanma hakkı sahipleri hakkında da uygulanır.
Ancak, devri caiz olmayan bir hakkın uygun bir tazminat karşılığında
sona ermesine karar verilir.
7. Paylı mülkiyetin sona ermesi
a. Paylaşma istemi
MADDE 698.- Hukukî bir işlem gereğince veya paylı malın sürekli bir
amaca özgülenmiş olması sebebiyle paylı mülkiyeti devam ettirme
yükümlülüğü bulunmadıkça, paydaşlardan her biri malın paylaşılmasını
isteyebilir.
Paylaşmayı isteme hakkı, hukukî bir işlemle en çok on yıllık süre
ile sınırlandırılabilir. Taşınmazlarda paylı mülkiyetin devamına
ilişkin sözleşmeler, resmî şekle bağlıdır ve tapu kütüğüne şerh
verilebilir.
Uygun olmayan zamanda paylaşma isteminde bulunulamaz.
b. Paylaşma biçimi
MADDE 699.- Paylaşma, malın aynen bölüşülmesi veya pazarlık ya da
artırmayla satılarak bedelinin bölüşülmesi biçiminde
gerçekleştirilir.
Paylaşma biçiminde uyuşma sağlanamazsa, paydaşlardan birinin istemi
üzerine hâkim, malın aynen bölünerek paylaştırılmasına, bölünen
parçaların değerlerinin birbirine denk düşmemesi hâlinde eksik
değerdeki parçaya para eklenerek denkleştirme sağlanmasına karar
verir.
Bölme istemi durum ve koşullara uygun görülmezse ve özellikle paylı
malın önemli bir değer kaybına uğramadan bölünmesine olanak yoksa,
açık artırmayla satışa hükmolunur. Satışın paydaşlar arasında
artırmayla yapılmasına karar verilmesi, bütün paydaşların rızasına
bağlıdır.
c. İntifa hakkı sahibinin durumu
MADDE 700.- Bir paydaşın kendi payı üzerinde intifa hakkı kurması
hâlinde, diğer paydaşlardan biri intifa hakkının kurulduğunun
kendisine tebliğinden başlayarak üç ay içinde paylaşma isteminde
bulunursa; satış yoluyla paylaşmada intifa hakkı, buna ilişkin paya
düşecek bedel üzerinde devam eder.
II. Elbirliği mülkiyeti
1. Kaynakları ve niteliği
MADDE 701.- Kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan
topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti,
elbirliği mülkiyetidir.
Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her
birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır.
2. Hükümleri
MADDE 702.- Ortakların hakları ve yükümlülükleri, topluluğu doğuran
kanun veya sözleşme hükümleri ile belirlenir.
Kanunda veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça, gerek
yönetim, gerek tasarruf işlemleri için ortakların oybirliğiyle karar
vermeleri gerekir.
Sözleşmeden doğan topluluk devam ettiği sürece, paylaşma yapılamaz
ve bir pay üzerinde tasarrufta bulunulamaz.
Ortaklardan her biri, topluluğa giren hakların korunmasını
sağlayabilir. Bu korumadan bütün ortaklar yararlanır.
3. Sona ermesi
MADDE 703.- Elbirliği mülkiyeti, malın devri, topluluğun dağılması
veya paylı mülkiyete geçilmesiyle sona erer.
Paylaştırma, aksine bir hüküm bulunmadıkça, paylı mülkiyet
hükümlerine göre yapılır.
İKİNCİ BÖLÜM
TAŞINMAZ MÜLKİYETİ
BİRİNCİ AYIRIM
TAŞINMAZ MÜLKİYETİNİN
KONUSU, KAZANILMASI VE KAYBI
A. Taşınmaz mülkiyetinin konusu
MADDE 704.- Taşınmaz mülkiyetinin konusu şunlardır:
1. Arazi,
2. Tapu kütüğünde ayrı sayfaya kaydedilen bağımsız ve sürekli
haklar,
3. Kat mülkiyeti kütüğüne kayıtlı bağımsız bölümler.
B. Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması
I. Tescil
MADDE 705.- Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması, tescille olur.
Miras, mahkeme kararı, cebrî icra, işgal, kamulaştırma hâlleri ile
kanunda öngörülen diğer hâllerde, mülkiyet tescilden önce kazanılır.
Ancak, bu hâllerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi,
mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır.
II. Kazanma yolları
1. Hukukî işlem
MADDE 706.- Taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin
geçerli olması, resmî şekilde düzenlenmiş bulunmalarına bağlıdır.
Ölüme bağlı tasarruflar ve mal rejimi sözleşmeleri, kendilerine özgü
şekillere tâbidir.
2. İşgal
MADDE 707.- Tapu kütüğüne kayıtlı bir taşınmazın mülkiyetinin işgal
yoluyla kazanılması, ancak kaydının malikin istemiyle terkin edilmiş
olmasına bağlıdır.
Tapuya kayıtlı olmayan taşınmazlar üzerinde işgal yoluyla mülkiyet
kazanılamaz.
3. Yeni arazi oluşması
MADDE 708.- Birikme, dolma, toprak kayması veya kamuya ait suların
yatağında ya da seviyesinde değişme gibi sebeplerle sahipsiz
yerlerde yeniden oluşan yararlanmaya elverişli arazi Devlete ait
olur.
Devlet, bu araziyi kamusal bir sakınca bulunmadığı takdirde
öncelikle arazisi kayba uğrayana veya bitişik arazi malikine
devredebilir.
Toprak parçalarının kendi arazisinden koptuğunu ispat eden malik,
bunları, durumu öğrendiği tarihten başlayarak bir ve her hâlde
oluşumun gerçekleştiği tarihten başlayarak on yıl içinde geri
alabilir.
4. Arazi kayması
a. Genel olarak
MADDE 709.- Arazi kayması sınır değişikliğini gerektirmez.
Arazi kayması sebebiyle bir taşınmazdan diğerine geçmiş olan arazi
parçaları ve diğer cisimler hakkında sürüklenen şeylere ve karışmaya
ilişkin hükümler uygulanır.
b. Heyelân
MADDE 710.- Arazi kaymasının sınır değişikliğine yol açmayacağı
ilkesi, yetkili makamlarca heyelân bölgesi olduğu belirlenen
yörelerde uygulanmaz.
Bu yörelerin belirlenmesi sırasında yöredeki arazinin yapısı göz
önünde tutulur.
Bir taşınmazın böyle bir yörede bulunduğu, ilgililere uygun biçimde
bildirilir ve tapu kütüğünün beyanlar sütununa yazılır.
c. Sınırın yeniden belirlenmesi
MADDE 711.- Sınır, arazi kayması sebebiyle gerçeği yansıtmıyorsa;
ilgili taşınmaz maliki, sınırın yeniden belirlenmesini isteyebilir.
Fazlalık ve eksiklikler denkleştirilir.
5. Kazandırıcı zamanaşımı
a. Olağan zamanaşımı
MADDE 712.- Geçerli bir hukukî sebep olmaksızın tapu kütüğüne malik
olarak yazılan kişi, taşınmaz üzerindeki zilyetliğini davasız ve
aralıksız olarak on yıl süreyle ve iyiniyetle sürdürürse, onun bu
yolla kazanmış olduğu mülkiyet hakkına itiraz edilemez.
b. Olağanüstü zamanaşımı
MADDE 713.- Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve
aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde
bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı
üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar
verilmesini isteyebilir.
Aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan veya
yirmi yıl önce ölmüş ya da hakkında gaiplik kararı verilmiş bir
kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde
sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de, o taşınmazın tamamı, bir
parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne
tesciline karar verilmesini isteyebilir.
Tescil davası, Hazineye ve ilgili kamu tüzel kişilerine veya varsa
tapuda malik gözüken kişinin mirasçılarına karşı açılır.
Davanın konusu, mahkemece gazeteyle bir defa ve ayrıca taşınmazın
bulunduğu yerde uygun araç ve aralıklarla en az üç defa ilân olunur.
Son ilândan başlayarak üç ay içinde yukarıdaki koşulların
gerçekleşmediğini ileri sürerek itiraz eden bulunmaz ya da itiraz
yerinde görülmez ve davacının iddiası ispatlanmış olursa, hâkim
tescile karar verir. Mülkiyet, birinci fıkrada öngörülen koşulların
gerçekleştiği anda kazanılmış olur.
Davalılar ve itiraz edenler, aynı davada kendi adlarına tescile
karar verilmesini isteyebilirler.
Kararda, tescili istenilen taşınmazın niteliği, yeri, sınırları ve
yüzölçümü belirtilir ve karara, uzmanlarca düzenlenen teknik
bilgileri içeren krokisi de eklenir.
Özel kanun hükümleri saklıdır.
c. Sürelerin hesabı
MADDE 714.- Kazandırıcı zamanaşımı sürelerinin hesaplanmasında,
kesilmesinde ve durmasında, Borçlar Kanununun zamanaşımına ilişkin
hükümleri kıyas yoluyla uygulanır.
6. Sahipsiz yerler ve yararı kamuya ait mallar
MADDE 715.- Sahipsiz yerler ile yararı kamuya ait mallar, Devletin
hüküm ve tasarrufu altındadır.
Aksi ispatlanmadıkça, yararı kamuya ait sular ile kayalar, tepeler,
dağlar, buzullar gibi tarıma elverişli olmayan yerler ve bunlardan
çıkan kaynaklar, kimsenin mülkiyetinde değildir ve hiçbir şekilde
özel mülkiyete konu olamaz.
Sahipsiz yerler ile yararı kamuya ait malların kazanılması, bakımı,
korunması, işletilmesi ve kullanılması özel kanun hükümlerine
tâbidir.
III. Tescili isteme hakkı
MADDE 716.- Mülkiyetin kazanılmasına esas olacak bir hukukî sebebe
dayanarak malikten mülkiyetin kendi adına tescilini istemek
hususunda kişisel hakka sahip olan kimse, malikin kaçınması hâlinde
hâkimden, mülkiyetin hükmen geçirilmesini isteyebilir.
Bir taşınmazın mülkiyetini işgal, miras, kamulaştırma, cebrî icra
veya mahkeme kararına dayanarak kazanan kişi tescili doğrudan
doğruya yaptırabilir.
Bir taşınmazın mülkiyetinde eşler arasındaki mal rejimi dolayısıyla
meydana gelen değişiklikler, eşlerden birinin istemiyle tapu
kütüğüne doğrudan tescil olunur.
C. Taşınmaz mülkiyetinin kaybı
MADDE 717.- Taşınmaz mülkiyeti, terkin veya taşınmazın tamamen yok
olmasıyla sona erer.
Kamulaştırma hâlinde mülkiyetin ne zaman sona ereceği özel kanunla
belirlenir
İKİNCİ AYIRIM
TAŞINMAZ MÜLKİYETİNİN İÇERİĞİ
VE KISITLAMALARI
A. Taşınmaz mülkiyetinin içeriği
I. Kapsam
MADDE 718.- Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu
ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar.
Bu mülkiyetin kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere
yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer.
II. Sınırlar
1. Sınırların belirlenmesi
MADDE 719.- Taşınmazın sınırları, tapu plânları ve arz üzerindeki
sınır işaretleriyle belirlenir.
Tapu plânları ile arz üzerindeki işaretler birbirini tutmazsa, asıl
olan plândaki sınırdır. Bu kural, yetkili makamlarca heyelân bölgesi
olduğu belirlenen yörelerde uygulanmaz.
2. Sınır belirleme yükümlülüğü
MADDE 720.- Her arazi maliki, komşusunun istemi üzerine belli
olmayan sınırların belirlenmesi için tapu plânlarının düzeltilmesine
veya arz üzerine sınır işaretleri konulmasına katkıda bulunmakla
yükümlüdür.
3. Sınırlıklar üzerinde paylı mülkiyet
MADDE 721.- İki taşınmazı birbirinden ayırmaya yarayan duvar,
parmaklık, çit gibi sınırlıklar, aksi ispat edilmedikçe, her iki
komşunun paylı malı sayılır.
III. Arazideki yapılar
1. Arazi ve yapı malzemesi
a. Mülkiyet ilişkisi
MADDE 722.- Bir kimse kendi arazisindeki yapıda başkasının
malzemesini ya da başkasının arazisindeki yapıda kendisinin veya bir
başkasının malzemesini kullanırsa, bu malzeme arazinin bütünleyici
parçası olur.
Ancak, sahibinin rızası olmaksızın kullanılmış olan malzemenin
sökülmesi aşırı zarara yol açmayacaksa, malzeme sahibi, gideri
yapıyı yaptırana ait olmak üzere bunların sökülüp kendisine
verilmesini isteyebilir.
Aynı koşullar altında arazinin maliki de, rızası olmaksızın yapılan
yapıda kullanılan malzemenin, gideri yapıyı yaptırana ait olmak
üzere sökülüp kaldırılmasını isteyebilir.
b. Tazminat
MADDE 723.- Malzeme sökülüp alınmazsa arazi maliki, malzeme sahibine
uygun bir tazminat ödemekle yükümlüdür.
Yapıyı yaptıran arazi maliki iyiniyetli değilse hâkim, malzeme
sahibinin uğradığı zararın tamamının tazmin edilmesine karar
verebilir.
Yapıyı yaptıran malzeme sahibi iyiniyetli değilse, hâkimin
hükmedeceği miktar bu malzemenin arazi maliki için taşıdığı en az
değeri geçmeyebilir.
c. Arazinin mülkiyetinin malzeme sahibine verilmesi
MADDE 724.- Yapının değeri açıkça arazinin değerinden fazlaysa,
iyiniyetli taraf uygun bir bedel karşılığında yapının ve arazinin
tamamının veya yeterli bir kısmının mülkiyetinin malzeme sahibine
verilmesini isteyebilir.
2. Taşkın yapılar
MADDE 725.- Bir yapının başkasına ait araziye taşırılan kısmı, eğer
yapıyı yapan malik taşırılan arazi üzerinde bir irtifak hakkına
sahip bulunuyorsa, ona ait taşınmazın bütünleyici parçası olur.
Böyle bir irtifak hakkı yoksa, zarar gören malik taşmayı öğrendiği
tarihten başlayarak onbeş gün içinde itiraz etmediği, aynı zamanda
durum ve koşullar da haklı gösterdiği takdirde, taşkın yapıyı
iyiniyetle yapan kimse, uygun bir bedel karşılığında taşan kısım
için bir irtifak hakkı kurulmasını veya bu kısmın bulunduğu arazi
parçasının mülkiyetinin kendisine devredilmesini isteyebilir.
3. Üst hakkı
MADDE 726.- Bir üst irtifakına dayalı olarak başkasına ait bir
arazinin altında veya üstünde sürekli kalmak üzere inşa edilen
yapıların mülkiyeti, irtifak hakkı sahibine ait olur.
Bir binanın başlı başına kullanılmaya elverişli bağımsız bölümleri
üzerinde kat mülkiyeti veya kat irtifakı kurulması, Kat Mülkiyeti
Kanununa tâbidir.
Bağımsız bölümler üzerinde ayrıca üst hakkı kurulamaz.
4. Mecralar
MADDE 727.- Su, gaz, elektrik ve benzerlerinin mecraları, işletmenin
bulunduğu taşınmazın dışında olsalar bile, aksine bir düzenleme
olmadıkça o işletmenin eklentisi ve işletme malikinin malı sayılır.
Komşuluk hukukunun gerektirdiği hâller dışında bir taşınmazın böyle
bir mecra ile aynî hak olarak yüklenmesi, ancak bir irtifak hakkı
kurulması suretiyle olabilir.
İrtifak hakkı, mecra dışarıdan görülmüyorsa tapu kütüğüne
tesciliyle, dışarıdan görülüyorsa noterce düzenlenecek sözleşmeye
dayanılarak mecranın yapılmasıyla doğar.
5. Taşınır yapılar
MADDE 728.- Başkasının arazisi üzerinde kalıcı olması
amaçlanmaksızın yapılan kulübe, büfe, çardak, baraka ve benzeri
hafif yapılar, bunların malikine aittir.
Bu tür yapılar, taşınır mal hükümlerine tâbi olur ve tapu kütüğünde
gösterilmez.
IV. Araziye dikilen fidanlar
MADDE 729.- Bir kimse başkasının fidanını kendi arazisine ya da
kendisinin veya bir üçüncü kişinin fidanını başkasının arazisine
dikerse, başkasının malzemesini kullanarak yapılan yapılara veya
taşınır yapılara ilişkin hükümler bunlar hakkında da uygulanır.
Ağaçlar ve ormanlar üst hakkına konu olamaz.
V. Taşınmaz malikinin sorumluluğu
MADDE 730.- Bir taşınmaz malikinin mülkiyet hakkını bu hakkın yasal
kısıtlamalarına aykırı kullanması sonucunda zarar gören veya zarar
tehlikesi ile karşılaşan kimse, durumun eski hâline getirilmesini,
tehlikenin ve uğradığı zararın giderilmesini dava edebilir.
Hâkim, yerel âdete uygun ve kaçınılmaz taşkınlıklardan doğan
zararların uygun bir bedelle denkleştirilmesine karar verebilir.
B. Taşınmaz mülkiyetinin kısıtlamaları
I. Genel olarak
MADDE 731.-Taşınmaz mülkiyetinin kanundan doğan kısıtlamaları, tapu
siciline tescil edilmeksizin etkili olur.
Bu kısıtlamaların ortadan kaldırılması veya değiştirilmesi, buna
ilişkin sözleşmenin resmî şekilde düzenlenmesine ve tapu kütüğüne
şerh verilmesine bağlıdır.
Kamu yararı için konulan kısıtlamalar kaldırılamaz ve
değiştirilemez.
II. Devir hakkının kısıtlamaları
1. Yasal önalım hakkı
a. Önalım hakkı sahibi
MADDE 732.- Paylı mülkiyette bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını
tamamen veya kısmen üçüncü kişiye satması hâlinde, diğer paydaşlar
önalım hakkını kullanabilirler.
b. Kullanma yasağı, feragat ve hak düşürücü süre
MADDE 733.- Cebrî artırmayla satışlarda önalım hakkı kullanılamaz.
Önalım hakkından feragatin resmî şekilde yapılması ve tapu kütüğüne
şerh verilmesi gerekir. Belirli bir satışta önalım hakkını
kullanmaktan vazgeçme, yazılı şekle tâbidir ve satıştan önce veya
sonra yapılabilir.
Yapılan satış, alıcı veya satıcı tarafından diğer paydaşlara noter
aracılığıyla bildirilir.
Önalım hakkı, satışın hak sahibine bildirildiği tarihin üzerinden üç
ay ve her hâlde satışın üzerinden iki yıl geçmekle düşer.
c. Kullanılması
MADDE 734.- Önalım hakkı, alıcıya karşı dava açılarak kullanılır.
Önalım hakkı sahibi, adına payın tesciline karar verilmeden önce,
satış bedeli ile alıcıya düşen tapu giderlerini, hâkim tarafından
belirlenen süre içinde hâkimin belirleyeceği yere nakden yatırmakla
yükümlüdür.
2. Sözleşmeden doğan önalım hakkı
MADDE 735.- Tapu kütüğüne şerh verilen sözleşmeden doğan önalım
hakkı, şerhte belirtilen sürede ve belirtilen koşullara göre her
malike karşı kullanılabilir. Kütükte koşullar belirtilmemişse
taşınmazın üçüncü kişiye satışındaki koşullar esas alınır.
Şerhin etkisi her durumda, şerhin verildiği tarihin üzerinden on yıl
geçmekle sona erer.
Yasal önalım hakkının kullanılmasına ve vazgeçmeye ilişkin hükümler
sözleşmeden doğan önalım hakkında da uygulanır.
3. Alım ve geri alım hakları
MADDE 736.- Tapu kütüğüne şerh verilen alım ve geri alım hakları,
şerhde belirtilen süre içinde her malike karşı kullanılabilir.
Şerhin etkisi, her durumda, şerhin verildiği tarihin üzerinden on
yıl geçmekle sona erer.
III. Komşu hakkı
1. Kullanma biçimi
MADDE 737.- Herkes, taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkileri
kullanırken ve özellikle işletme faaliyetini sürdürürken,
komşularını olumsuz şekilde etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla
yükümlüdür.
Özellikle, taşınmazın durumuna, niteliğine ve yerel âdete göre
komşular arasında hoş görülebilecek dereceyi aşan duman, buğu,
kurum, toz, koku çıkartarak, gürültü veya sarsıntı yaparak
rahatsızlık vermek yasaktır.
Yerel âdete uygun ve kaçınılmaz taşkınlıklardan doğan denkleştirmeye
ilişkin haklar saklıdır.
2. Kazı ve yapılar
a. Kural
MADDE 738.- Malik, kazı ve yapı yaparken komşu taşınmazlara, onların
topraklarını sarsmak veya tehlikeye düşürmek ya da üzerlerindeki
tesisleri etkilemek suretiyle zarar vermekten kaçınmak zorundadır.
Komşuluk hukuku kurallarına aykırı yapılar hakkında taşkın yapılara
ilişkin hükümler uygulanır.
b. Özel kurallar
MADDE 739.- Kazı ve yapılarda uyulması gerekli kurallar özel
kanunlarla belirlenir.
3. Bitkiler
a. Kural
MADDE 740.- Komşunun arazisine taşarak zarar veren dal ve kökler,
onun istemi üzerine uygun bir süre içinde kaldırılmazsa, komşu bu
dal ve kökleri kesip kendi mülkiyetine geçirebilir.
Ekilmiş veya üzerine yapı yapılmış arazisine dalların taşmasına
katlanan komşu, bu dallarda yetişen meyvaları toplama hakkına sahip
olur.
Komşu ormanlar hakkında bu hükümler uygulanmaz.
b. Özel kurallar
MADDE 741.- Komşu taşınmaz maliklerinin bitki dikerken uymak zorunda
oldukları kurallar özel kanunlarla belirlenir.
4. Doğal olarak akan su
MADDE 742.- Taşınmaz maliki, üst taraftaki araziden kendi arazisine
doğal olarak akan suların ve özellikle yağmur, kar ve tutulmamış
kaynak sularının akışına katlanmak zorundadır.
Komşulardan hiçbiri bu suların akışını diğerinin zararına
değiştiremez.
Üstteki arazi maliki, alt taraftaki taşınmaza gerekli olan suyu,
ancak kendi taşınmazı için zorunlu olduğu ölçüde tutabilir.
5. Fazla suyun akıtılması
MADDE 743.- Bir arazinin suyu öteden beri alt taraftaki araziye
doğal bir şekilde akmakta ise, alt taraftaki arazi maliki, üst
taraftaki araziden fazla suyun boşaltılması sırasında da bu suları
tazminat isteme hakkı olmaksızın kabul etmek zorundadır.
Alt taraftaki arazi maliki boşaltma dolayısıyla akan sulardan zarar
görmekte ise, gideri üstteki arazi malikine ait olmak üzere, kendi
arazisinde yapılacak mecrayla suyun akıtılmasını isteyebilir.
Bataklıkların kurutulması hakkındaki özel kanun hükümleri saklıdır.
6. Mecra geçirilmesi
a. Katlanma yükümlülüğü
MADDE 744.- Her taşınmaz maliki, uğrayacağı zararın tamamının
önceden ödenmesi koşuluyla, su yolu, kurutma kanalı, gaz ve
benzerlerine ait boruların, elektrik hat ve kablolarının, başka
yerden geçirilmesi olanaksız veya aşırı ölçüde masraflı olduğu
takdirde, kendi arazisinin altından veya üstünden geçirilmesine
katlanmakla yükümlüdür.
Mecra geçirilmesinin kamulaştırma kurallarına bağlı olması hâlinde,
bu Kanunun mecralara ilişkin komşuluk hükümleri uygulanmaz.
Mecrayı geçirme hakkı, hak sahibinin istemi üzerine ve giderleri
ödemesi koşuluyla tapu kütüğüne tescil edilir.
b. Yükümlü taşınmaz malikinin menfaatinin korunması
MADDE 745.- Yükümlü taşınmaz maliki, kendi menfaatinin hakkaniyete
uygun bir biçimde gözetilmesini isteyebilir.
Arazinin üzerinden geçecek mecralarda olağanüstü durumlar varsa
malik, bu mecraların üzerinden geçirileceği arazi parçasının uygun
bir kısmının, zararını tam olarak karşılayacak bir bedelle satın
alınmasını isteyebilir.
c. Durumun değişmesi
MADDE 746.- Durum değişirse, yükümlü taşınmaz maliki, mecranın kendi
yararına olarak başka bir yere nakledilmesini isteyebilir.
Yer değiştirme giderleri, kural olarak mecra hakkı sahibine aittir.
Özel durumlar haklı gösterdiği takdirde, taşınmaz maliki de
giderlerin uygun bir kısmına katılmakla yükümlü tutulabilir.
7. Geçit hakları
a. Zorunlu geçit
MADDE 747.- Taşınmazından genel yola çıkmak için yeterli geçidi
bulunmayan malik, tam bir bedel karşılığında bir geçit hakkı
tanınmasını komşularından isteyebilir.
Bu hak, ilk önce kendisinden bu geçidin istenmesi önceki mülkiyet ve
yol durumuna göre en uygun düşen komşuya karşı ve daha sonra bundan
en az zarar görecek olana karşı kullanılır.
Zorunlu geçit iki tarafın menfaati gözetilerek belirlenir.
b. Diğer geçit hakları
MADDE 748.- Taşınmaz malikinin taşınmazını işletme veya iyileştirme
ya da taşınmazı üzerinde yapı yapma amacıyla komşu taşınmaza geçici
olarak girme hakkı ile tarla yolu, hayvan sulama yolu, kış geçidi,
tomruk kaydırma yolu ve oluğu ve bunlara benzer diğer geçitler özel
kanun hükümlerine tâbidir.
Özel kanun hükmü yoksa yerel âdet uygulanır.
Doğrudan doğruya kanundan kaynaklanan geçit hakları, tapu kütüğüne
tescil edilmeksizin doğar. Ancak, bunlardan sürekli nitelikte
olanlar beyanlar sütununda gösterilir.
8. Sınırlıklar
MADDE 749.- Sınırlıklar üzerinde paylı mülkiyete ilişkin hükümler
saklı kalmak üzere; her arazi maliki, taşınmazının sınırının çit
veya duvar gibi sınırlıklarla çevrilmesi için yapılan giderleri
karşılar.
Arazinin sınırlıklarla çevrilmesi yükümlülüğü ve biçimine ilişkin
özel kanun hükümleri saklıdır.
9. Katılma yükümlülüğü
MADDE 750.- Her taşınmaz maliki, komşuluk hukukundan doğan
yetkilerin kullanılması için gerekli işlere ve bunların giderlerine,
kendi yararlanması oranında katılmakla yükümlüdür.
IV. Başkasının arazisine girme hakkı
1. Orman ve mer'aya girme
MADDE 751.- Yetkili makamlar tarafından bitki örtüsünü korumak
amacıyla yasaklanmadıkça, herkes başkasının orman ve mer'asına
girebilir ve oralarda yetişen yabanî meyve, mantar ve benzeri
şeyleri, yerel âdetlerin izin verdiği ölçüde toplayıp alabilir.
Avlanmak ve balık tutmak için başkasının arazisine girme, özel kanun
hükümlerine tâbidir.
2. Sürüklenen şeyler ile benzerlerinin alınması
MADDE 752.- Su, rüzgâr, çığ veya diğer doğal güçlerin etkisiyle ya
da rastlantı sonucunda başkasının arazisine sürüklenen veya düşen
şeyler ile buraya giren büyük ve küçük baş hayvan, arı oğulu,
kanatlı hayvan ve balık gibi hayvanların hak sahipleri tarafından
aranıp alınmasına, arazi maliki izin vermek zorundadır.
Arazi maliki, bu yüzden uğradığı zararın denkleştirilmesini istemek
ve denkleştirme bedeli kendisine ödeninceye kadar o şeyleri
hapsetmek hakkına sahiptir.
3. Zorunluluk hâlinde
MADDE 753.- Bir kimse kendisini veya başkasını tehdit eden bir
zararı veya o anda mevcut bir tehlikeyi ancak başkasının taşınmazına
müdahale ile önleyebilecek ve bu zarar ya da tehlike taşınmaza
müdahaleden doğacak zarardan önemli ölçüde büyük ise, malik buna
katlanmak zorundadır.
Malik, bu yüzden uğradığı zarar için hakkaniyete uygun bir
denkleştirme bedeli isteyebilir.
V. Kamu hukuku kısıtlamaları
1. Genel olarak
MADDE 754.- Taşınmaz mülkiyeti hakkının kamu yararı için
kısıtlanması, özellikle yapı, yangın, doğal afetler ve sağlıkla
ilgili kolluk hizmetlerine; orman ve yollara, deniz ve göl
kıyılarındaki ana ve tali yollara sınır işaretleri ve nirengi
noktaları konulmasına; toprağın iyileştirilmesine veya bölünmesine,
tarım topraklarının veya yapıya özgü arsaların birleştirilmesine;
eski eserler, doğal güzellikler, manzaralar, seyirlik noktaları ve
ender doğa anıtları ile içmeler, ılıcalar, maden ve kaynak sularının
korunmasına ilişkin mülkiyet kısıtlamaları, özel kanun hükümlerine
tâbidir.
2. Toprağın iyileştirilmesi
MADDE 755.- Su yollarını düzeltme, sulama, bataklık yerlerini
kurutma, yol açma, orman yetiştirme, arazileri toplulaştırma gibi
iyileştirme işleri, ancak ilgili maliklerin ortak girişimleriyle
yapılabilecekse, arazinin yarısından fazlasına sahip bulunmak
koşuluyla maliklerin üçte ikisinin bu yolda karar vermeleri gerekir.
Diğer malikler de bu karara uymak zorundadır. Alınan karar, tapu
kütüğünün beyanlar sütununda gösterilir.
Bu konulara ilişkin özel kanun hükümleri saklıdır.
C. Kaynak ve yeraltı suları
I. Mülkiyet ve irtifak hakkı
MADDE 756.- Kaynaklar, arazinin bütünleyici parçası olup, bunların
mülkiyeti ancak kaynadıkları arazinin mülkiyeti ile birlikte
kazanılabilir.
Başkasının arazisinde bulunan kaynaklar üzerindeki hak, bir irtifak
hakkı olarak tapu kütüğüne tescil ile kurulur.
Yeraltı suları, kamu yararına ait sulardandır. Arza malik olmak,
onun altındaki yeraltı sularına da malik olmak sonucunu doğurmaz.
Arazi maliklerinin yeraltı sularından yararlanma biçimi ve ölçüsüne
ilişkin özel kanun hükümleri saklıdır.
II. Kaynaklara zarar verilmesi
1. Tazminat
MADDE 757.- Önemli ölçüde yararlanılan veya yararlanmak amacıyla
suyu biriktirilen kaynakları veya kuyuları kazı, yapı veya benzeri
faaliyetler yüzünden kısmen olsun keserek ya da kirleterek malikine
veya onda hak sahibi olana zarar veren kimse, bu zararı gidermekle
yükümlüdür.
Zarar kasten veya ihmal yoluyla verilmemişse ya da zarar görenin de
kusuru varsa hâkim, tazminatın gerekip gerekmediğini, gerekiyorsa
miktar ve türünü takdir eder.
2. Eski duruma getirme
MADDE 758.- Bir taşınmazda oturmak, onu işletmek veya bir yerin içme
ya da kullanma suyunu sağlamak için gerekli olan kaynaklar kesilir
ve kirletilirse, kaynağın olabildiği ölçüde eski duruma getirilmesi
istenebilir.
Bunlar dışında eski duruma getirme, ancak özel hâller haklı
gösterdiği takdirde istenebilir.
III. Aynı yataktan beslenen kaynaklar
MADDE 759.- Değişik maliklere ait komşu kaynaklar, ortak bir ana
kaynaktan beslenmekte ise maliklerden her biri, bu kaynakların
birlikte tutulmasını ve suyun hak sahiplerine o zamana kadarki
yararlanmaları oranında dağıtılmasını isteyebilir.
Hak sahipleri, ortak tesis masraflarını yararlanmaları oranında
üstlenirler.
Birinin karşı çıkması hâlinde, hak sahiplerinden her biri, diğer
kaynaklardaki su azalacak olsa bile, kendi kaynağındaki suyun
tutulup akıtılması için gerekli işleri yapabilir ve kendi kaynağına
gelen suyun miktarı bu işler sonunda çoğaldığı takdirde, ancak bu
çoğalma oranında bir bedel vermekle yükümlü olur.
IV. Özel kanun hükümleri ve yerel âdet
MADDE 760.- Özel mülkiyete tâbi arazide bulunan kaynak, kuyu veya
derelerden komşuların ve diğer kişilerin su içme, su alma veya
hayvan sulama ya da benzer yollarla yararlanmaları özel kanun
hükümlerine tâbidir. Özel kanun hükmü yoksa yerel âdet uygulanır.
V. Zorunlu su
MADDE 761.- Evi, arazisi veya işletmesi için gerekli sudan yoksun
olup, bunu aşırı zahmet ve gidere katlanmaksızın başka yoldan
sağlayamayan taşınmaz maliki, komşusundan, onun ihtiyacından fazla
olan suyu tam bir bedel karşılığında almasını sağlayacak bir irtifak
kurulmasını isteyebilir.
Zorunlu su irtifakının kurulmasında öncelikle kaynak sahibinin
menfaati gözetilir.
Durum değişirse, kurulmuş irtifak hakkının değiştirilmesi veya
kaldırılması istenebilir.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
TAŞINIR MÜLKİYETİ
A. Konusu
MADDE 762.- Taşınır mülkiyetinin konusu, nitelikleri itibarıyla
taşınabilen maddî şeyler ile edinmeye elverişli olan ve taşınmaz
mülkiyetinin kapsamına girmeyen doğal güçlerdir.
B. Kazanılması
I. Mülkiyetin nakli
1. Zilyetliğin devri
MADDE 763.- Taşınır mülkiyetinin nakli için zilyetliğin devri
gerekir.
Bir taşınırın zilyetliğini iyiniyetle ve malik olmak üzere devralan
kimse, devredenin mülkiyeti devir yetkisi olmasa bile, zilyetlik
hükümlerine göre kazanmanın korunduğu hâllerde o şeyin maliki olur.
2. Mülkiyetin saklı tutulması
a. Genel olarak
MADDE 764.- Başkasına devredilen bir malın mülkiyetinin saklı
tutulması kaydı, ancak resmî şekilde yapılacak sözleşmenin
devralanın yerleşim yeri noterliğinde özel siciline kaydedilmesiyle
geçerli olur.
Hayvan satışlarında mülkiyeti saklı tutma sözleşmesi yapılamaz.
b. Taksitle satış
MADDE 765.- Taksitle mal satan kimse, bu satımlara ilişkin özel
hükümlere uymak koşuluyla, mülkiyeti saklı tutma sözleşmesine
dayanarak, sattığı malın geri verilmesini isteyebilir.
3. Hükmen teslim
MADDE 766.- Bir taşınırın mülkiyetini nakleden kimse özel bir hukukî
ilişkiye dayanarak o şeyin zilyetliğini korursa, mülkiyet teslimsiz
geçmiş olur. Ancak, bu işlem üçüncü kişileri zarara sokmak veya
taşınır rehni kurallarından kurtulmak için yapılmışsa, mülkiyetin
nakli sonuç doğurmaz.
Böyle bir amaç güdülüp güdülmediğini hâkim takdir eder.
II. Sahiplenme
1. Sahipsiz şeyler
MADDE 767.- Sahipsiz bir taşınırı malik olmak iradesiyle
zilyetliğine geçiren kimse, onun maliki olur.
2. Sahipsiz duruma gelen hayvanlar
MADDE 768.- Tutulan av hayvanları, yeniden serbest kalır ve
sahipleri onları gecikmeksizin ve ara vermeksizin aramaz ve tekrar
tutmak için uğraşmazsa, sahipsiz duruma gelirler.
Ehlileştirilmiş hayvanlar tekrar vahşileşir ve sahiplerine
dönmezlerse, sahipsiz duruma gelirler.
Arı oğulu başkasının taşınmazına uçmuş olmakla sahipsiz duruma
gelmez.
III. Bulunmuş eşya
1. Arama ve ilân
MADDE 769.- Kaybedilmiş bir şeyi bulan kimse, malın sahibine,
sahibini bilmiyorsa kolluk kuvvetlerine, köylerde muhtara bildirmek
veya araştırma yapmak ve gerektiğinde ilân etmek zorundadır.
Bulunan şey önemli ölçüde değerli ise, her hâlde kolluk kuvvetlerine
veya muhtara bildirmek gerekir.
Oturulan bir evde veya işyerinde ya da kamu hizmeti görülen yerde
bir şey bulan kimse, bunu o yer sahibine veya kiracıya ya da kamu
hizmeti görülen yerde denetim ve gözetim ile görevli olanlara teslim
etmek zorundadır.
2. Koruma ve satma
MADDE 770.- Bulunan şeyin özenle korunması gerekir.
Korunması aşırı gideri gerektirir veya çabuk bozulabilir bir nitelik
taşır ya da kolluk kuvvetleri veya kamu kurumu tarafından bir yıldan
fazla saklanmış olursa, bulunan şey satılabilir. Satış, gerektiğinde
önceden ilân edilerek açık artırma yoluyla yapılır.
Satış bedeli, bulunan şeyin yerine geçer.
3. Mülkiyetin kazanılması, geri verme
MADDE 771.- Bulunan şeyin maliki, ilân veya kolluk kuvvetlerine ya
da muhtara bildirme tarihinden başlayarak beş yıl içinde ortaya
çıkmazsa; bulan kimse, yükümlülüklerini yerine getirmiş olmak
koşuluyla o şeyin mülkiyetini kazanır.
Bulunan şey malikine geri verilirse, bulan kimse yaptığı giderlerin
ödenmesini ve uygun bir ödül verilmesini isteyebilir.
Kaybedilmiş şey oturulan bir evde veya işyerinde ya da kamu hizmeti
görülen yerde bulunmuşsa; o yerin sahibi, kiracı veya kurum, o şeyi
bulan sayılır. Ancak bunlar ödül isteyemezler.
4. Define
MADDE 772.- Bulunmalarından çok zaman önce gömülmüş veya saklanmış
olduğu ve duruma göre artık malikinin bulunmadığı kesin olarak
anlaşılan değerli şeyler, define sayılır.
Bilimsel değer taşıyan eşyaya ilişkin hükümler saklı kalmak üzere
define, içinde bulunduğu taşınmaz veya taşınır malın malikinin olur.
Defineyi bulan kimse, değerinin yarısını aşmamak üzere uygun bir
ödül isteyebilir.
5. Bilimsel değeri olan eşya
MADDE 773.- Bilimsel değeri olan sahipsiz doğal şeyler ile eski
eserlerin bulunması hâlinde özel kanun hükümleri uygulanır.
IV. Düşen veya sürüklenen şeyler
MADDE 774.- Su, rüzgâr, çığ veya diğer doğal güçlerin etkisiyle veya
rastlantı sonucunda taşınır mallar veya hayvanlar kimin egemenlik
alanına girerse, o kimse kaybolan eşyayı bulanın haklarına sahip ve
yükümlülüklerine tâbi olur.
Başkasının kovanına göçen arı oğulu, bir bedel ödenmesi
gerekmeksizin kovan malikinin olur.
V. İşleme
MADDE 775.- Bir kimse başkasına ait bir şeyi işler veya başka bir
şekle sokarsa, emeğin değerinin o şeyin değerinden fazla olması
hâlinde, yeni şey işleyenin, aksi hâlde malikin olur.
İşleyen iyiniyetli değilse, emeğin değeri işlenen şeyin değerinden
daha fazla olsa bile hâkim, yeni şeyi malike bırakabilir.
Tazminat ve sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakları saklıdır.
VI. Karışma ve birleşme
MADDE 776.- Birden çok kişinin taşınır malları önemli bir zarara
uğratılmadan veya aşırı bir emek ve para harcanmadan ayrılmayacak
şekilde birbiriyle birleşmiş veya karışmışsa o kişiler, yeni şey
üzerinde kendi taşınırlarının birleşme veya karışma zamanındaki
değerleri oranında paylı mülkiyete sahip olurlar.
Bir taşınır diğer bir taşınırla onun ikincil nitelikte bütünleyici
parçası olacak şekilde karışır veya birleşirse; eşyanın tamamı, ana
parçanın malikine ait olur.
Tazminat ve sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakları saklıdır.
VII. Kazandırıcı zamanaşımı
MADDE 777.- Başkasının taşınır bir malını davasız ve aralıksız beş
yıl iyiniyetle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kimse,
zamanaşımı yoluyla o taşınırın maliki olur.
Zilyetliğin irade dışı kaybedilmesi hâlinde zilyet, bir yıl içinde
eşyayı ele geçirir veya açacağı bir dava yoluyla onu yeniden elde
ederse kazandırıcı zamanaşımı kesilmiş olmaz.
Kazandırıcı zamanaşımı süresinin hesaplanmasında, kesilmesinde ve
durmasında Borçlar Kanununun zamanaşımına ilişkin hükümleri kıyas
yoluyla uygulanır.
C. Kaybedilmesi
MADDE 778.- Taşınır mülkiyeti, malik tarafından terk edilmedikçe
veya başkası tarafından kazanılmadıkça yalnız zilyetliğin kaybıyla
sona ermez.
İKİNCİ KISIM
SINIRLI AYNÎ HAKLAR
BİRİNCİ BÖLÜM
İRTİFAK HAKLARI VE TAŞINMAZ YÜKÜ
BİRİNCİ AYIRIM
TAŞINMAZ LEHİNE İRTİFAK HAKKI
A. Konusu
MADDE 779.- Taşınmaz lehine irtifak hakkı, bir taşınmaz üzerinde
diğer bir taşınmaz lehine konulmuş bir yük olup, yüklü taşınmazın
malikini mülkiyet hakkının sağladığı bazı yetkileri kullanmaktan
kaçınmaya veya yararlanan taşınmaz malikinin yüklü taşınmazı belirli
şekilde kullanmasına katlanmaya mecbur kılar.
Yapma borçları, irtifaka başlı başına konu olamaz; ona ancak yan
edim olarak bağlanabilir.
B. Kurulması ve sona ermesi
I. Kurulması
1. Tescil
MADDE 780.- İrtifak hakkının kurulması için tapu kütüğüne tescil
şarttır.
İrtifak hakkının kazanılmasında ve tescilinde, aksi öngörülmüş
olmadıkça taşınmaz mülkiyetine ilişkin hükümler uygulanır.
İrtifak hakkının zamanaşımı yoluyla kazanılması, ancak mülkiyeti bu
yolla elde edilebilecek taşınmazlarda mümkündür.
2. Sözleşme
MADDE 781.- İrtifak hakkının kurulmasına ilişkin sözleşmenin geçerli
olması, resmî şekilde düzenlenmesine bağlıdır.
3. Kendi taşınmazı üzerinde irtifak hakkı
MADDE 782.- Malik kendisine ait iki taşınmazdan biri üzerinde
diğerinin lehine irtifak hakkı kurabilir.
II. Sona ermesi
1. Genel olarak
MADDE 783.- İrtifak hakkı, tescilin terkini veya yüklü ya da
yararlanan taşınmazın yok olmasıyla sona erer.
2. Her iki taşınmaza aynı kimsenin malik olması
MADDE 784.- Yüklü ve yararlanan taşınmazlara aynı kimse malik
olursa, bu kişi, irtifak hakkını terkin ettirebilir.
Terkin edilmedikçe irtifak, aynî hak olarak varlığını sürdürür.
3. Mahkeme kararı
MADDE 785.- Lehine irtifak kurulan taşınmaz için bu hakkın sağladığı
hiç bir yarar kalmamışsa, yüklü taşınmazın maliki bu hakkın
terkinini isteyebilir.
Yüküne oranla çok az yarar sağlayan bir irtifak hakkının, bedel
karşılığında kısmen veya tamamen terkini istenebilir.
C. Hükümleri
I. Kapsamı
1. Genel olarak
MADDE 786.- İrtifak hakkı sahibi, hakkının korunması ve kullanılması
için gerekli olan önlemleri alabilir; ancak, hakkını yüklü
taşınmazın malikine en az zarar verecek biçimde kullanmak
zorundadır.
Yüklü taşınmazın maliki, irtifak hakkının kullanılmasını
engelleyecek ya da zorlaştıracak davranışlarda bulunamaz.
2. Tescile göre
MADDE 787.- İrtifaktan doğan yetki ve yükümlülükleri açıkça
belirlediği ölçüde tescil, irtifakın kapsamını belirlemede esas
oluşturur.
Tescilden açıkça anlaşılmadığı hâllerde kapsam, tescilin sınırları
içinde, irtifak hakkının kazanılma sebebine veya uzun süreden beri
davasız ve iyiniyetle kullanılış biçimine göre belirlenir.
3. İhtiyaçların değişmesi
MADDE 788.- Yararlanan taşınmazın ihtiyaçlarındaki değişiklik, yüklü
taşınmazın irtifaktan doğan yükünü ağırlaştıramaz.
4. Özel kanun hükümleri ve yerel âdet
MADDE 789.- Tarla yolu, yaya veya araba geçidi gibi geçit hakları
ile hayvan otlatma, hayvan sulama, tarlalara veya arklara su alma
hakları ve benzeri hakların kapsamını belirlemede taraflar
arasındaki anlaşma veya özel kanun hükümleri, yoksa yerel âdet
uygulanır.
II. Bakım giderleri
MADDE 790.- İrtifak hakkının kullanılması için gerekli tesislerin
bakımı, yararlanan taşınmaz malikine aittir.
Tesisler yüklü taşınmazın malikine de yararlı ise, bunların bakım
giderlerine her iki malik yararları oranında katılır.
III. Değişiklikler
1. İrtifak hakkının ilişkin olduğu yerin değiştirilmesi
MADDE 791.- İrtifak hakkı yüklü taşınmazın yalnız belli bir kısmının
kullanılması koşuluyla kurulmuşsa, bu taşınmazın maliki, menfaatini
ispat etmek ve giderleri üstlenmek kaydıyla; irtifakın, hakkın
kullanılmasını güçleştirmeyecek biçimde taşınmazın başka bir yerine
naklini isteyebilir.
İrtifak hakkının kullanılacağı yer tapu kütüğünde belirtilmiş olsa
bile yüklü taşınmaz maliki bu yetkiyi kullanabilir.
Mecraların bir yerden başka bir yere naklinde komşuluk hukuku
kuralları da göz önünde tutulur.
2. Bölünme
a. Yararlanan taşınmazın bölünmesi
MADDE 792.- Yararlanan taşınmazın parsellere bölünmesi hâlinde
kural, irtifak hakkının her parsel yararına devam etmesidir.
Ancak, durum ve koşullara göre irtifak hakkı yalnız bir parselin
yararına kullanılabiliyorsa, yüklü taşınmazın maliki diğer parseller
için irtifak hakkının terkinini isteyebilir.
Tapu sicil memuru, bu istemi irtifak hakkı sahibine bildirir ve onun
bir ay içinde itiraz etmemesi hâlinde irtifak hakkını terkin eder.
b. Yüklü taşınmazın bölünmesi
MADDE 793.- Yüklü taşınmazın parsellere bölünmesi hâlinde kural,
irtifak hakkının her parsel üzerinde devam etmesidir.
Ancak, irtifak hakkı belirli parseller üzerinde kullanılmıyorsa,
durum ve koşullara göre de kullanılamayacaksa, bu parsellerin
maliklerinden her biri, kendi taşınmazı üzerindeki irtifak hakkının
terkinini isteyebilir.
Tapu sicil memuru, bu istemi irtifak hakkı sahibine bildirir ve onun
bir ay içinde itiraz etmemesi hâlinde irtifak hakkını terkin eder.
İKİNCİ AYIRIM
İNTİFA HAKKI VE DİĞER İRTİFAK
HAKLARI
A. İntifa hakkı
I. Konusu
MADDE 794.- İntifa hakkı, taşınırlar, taşınmazlar, haklar veya bir
malvarlığı üzerinde kurulabilir.
Aksine düzenleme olmadıkça bu hak, sahibine, konusu üzerinde tam
yararlanma yetkisi sağlar.
II. Kurulması
MADDE 795.- İntifa hakkı, taşınırlarda zilyetliğin devri,
alacaklarda alacağın devri, taşınmazlarda tapu kütüğüne tescil ile
kurulur.
Taşınır ve taşınmazlarda intifa hakkının kazanılması ve tescilinde,
aksine düzenleme olmadıkça, mülkiyete ilişkin hükümler uygulanır.
Taşınmaz üzerindeki yasal intifa hakkı tapu kütüğüne tescil
edilmemiş olsa bile, durumu bilenlere karşı ileri sürülebilir.
Tescil edilmiş ise, herkese karşı ileri sürülebilir.
III. Sona ermesi
1. Sona erme sebepleri
MADDE 796.- İntifa hakkı, konusunun tamamen yok olması ve
taşınmazlarda tescilin terkini; yasal intifa hakkı, sebebinin
ortadan kalkmasıyla sona erer.
Sürenin dolması veya hak sahibinin vazgeçmesi ya da ölümü gibi diğer
sona erme sebepleri, taşınmazlarda malike terkini isteme yetkisi
verir.
2. Süresi
MADDE 797.- İntifa hakkı, gerçek kişilerde hak sahibinin ölümü;
tüzel kişilerde kararlaştırılan sürenin dolması, süre
kararlaştırılmamışsa kişiliğin ortadan kalkmasıyla sona erer.
Tüzel kişilerin intifa hakkı, en çok yüz yıl devam edebilir.
3. Harap olma veya kamulaştırma
MADDE 798.- Malik, yararlanılamayacak derecede harap olan intifa
konusu malı yararlanılacak hâle getirmekle yükümlü değildir;
getirirse intifa hakkı yeniden kurulmuş olur.
Sigorta ve kamulaştırma gibi durumlarda intifa hakkı, hakkın konusu
yerine geçen karşılık üzerinde devam eder.
4. Geri verme
a. Yükümlülük
MADDE 799.- İntifa hakkı sona erince hak sahibi, hakkın konusu olan
malı malike geri vermekle yükümlüdür.
b. Sorumluluk
MADDE 800.- İntifa hakkı sahibi, zararın kendi kusurundan ileri
gelmediğini ispat etmedikçe, malın yok olmasından veya değerinin
azalmasından sorumludur.
İntifa hakkı sahibi, yararlanması için gerekli olmadığı hâlde
tükettiği şeyleri tazmin etmekle yükümlüdür.
İntifa hakkı sahibi, malın olağan kullanılması sonucunda meydana
gelen değer azalmalarından sorumlu değildir.
c. Giderler
MADDE 801.- İntifa hakkı sahibi, yükümlü olmadığı hâlde yaptığı
giderler, yenilemeler ve eklemeler için, hak sona erdiğinde,
vekâletsiz iş görme hükümleri uyarınca tazminat isteyebilir.
Malikin tazminat vermekten kaçınması hâlinde intifa hakkı sahibi,
yaptığı eklemeleri, malı eski hâline getirmek kaydıyla söküp
alabilir.
5. Zamanaşımı
MADDE 802.- Geri verme anında malik ve intifa hakkı sahibi
tarafından ileri sürülebilecek bütün istem hakları, bu andan
başlayarak bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
IV. İntifa hakkının hükümleri
1. İntifa hakkı sahibinin hakları
a. Genel olarak
MADDE 803.- İntifa hakkı sahibi, hakkın konusu olan malı
zilyetliğinde bulundurma, yönetme, kullanma ve ondan yararlanma
yetkilerine sahiptir.
İntifa hakkı sahibi, bu yetkilerini kullanırken iyi bir yönetici
gibi özen göstermek zorundadır.
b. Doğal ürünler
MADDE 804.- İntifa hakkı süresi içinde olgunlaşan doğal ürünler,
intifa hakkı sahibine aittir.
Ekimi veya dikimi yapan malik veya intifa hakkı sahibi, olgunlaşan
ürünleri toplayan diğer taraftan, yaptığı giderler için ürünün
değerini aşmamak üzere uygun bir bedel isteyebilir.
Nitelikleri itibarıyla malın doğal verimi veya ürünü sayılmayan
bütünleyici parçaları malike aittir.
c. Faizler
MADDE 805.- İntifa hakkına konu olan sermayenin faizleri ve diğer
dönemsel gelirleri, daha geç muaccel olsalar bile, intifa hakkının
başladığı tarihten sona erdiği tarihe kadar intifa hakkı sahibine
ait olur.
d. Hakkın kullanılmasının devri
MADDE 806.- Sözleşmede aksine hüküm yoksa veya durum ve koşullardan
hak sahibince şahsen kullanılması gerektiği anlaşılmıyorsa, intifa
hakkının kullanılması başkasına devredilebilir.
Bu takdirde malik, haklarını, devralana karşı doğrudan doğruya ileri
sürebilir.
2. Malikin hakları
a. Gözetim
MADDE 807.- Malik, hakkın konusu olan malın hukuka aykırı ya da
niteliğine uygun düşmeyen kullanılış biçimine itiraz edebilir.
b. Güvence isteme
MADDE 808.- Haklarının tehlikeye düştüğünü ispat eden malik, intifa
hakkı sahibinden güvence isteyebilir.
İntifa hakkının konusu tüketilebilen şey veya kıymetli evrak ise,
malik tehlikenin ispatına gerek olmaksızın teslimden önce de güvence
isteyebilir.
Kıymetli evrakın güvenilir bir yere tevdi edilmesi güvence yerine
geçer.
c. Bağışlamada güvence
MADDE 809.- İntifa hakkı kendisinde kalmak üzere yapılan
bağışlamalarda bağışlayandan güvence istenemez.
d. Güvence verilmemesinin sonuçları
MADDE 810.- İntifa hakkı sahibi, kendisine tanınan uygun süre içinde
güvence göstermez veya hakkın konusu olan malı malikin itiraz
etmesine rağmen hukuka aykırı şekilde kullanmaya devam ederse; sulh
hâkimi, yeni bir karara kadar intifa hakkı sahibinin zilyetliğini
kaldırarak hakkın konusunu atayacağı bir kayyıma tevdi eder.
3. Defter tutma
MADDE 811.- Malik veya intifa hakkı sahibi, diğerinden giderleri
paylaşmak üzere intifa hakkına konu olan malların noterlikçe resmen
defterinin tutulmasını her zaman isteyebilir.
4. İntifa hakkı sahibinin yükümlülükleri
a. Malın korunması
MADDE 812.- İntifa hakkı sahibi, hakkın konusu olan malın muhafazası
ve olağan bakımı için gerekli onarım ve yenilemeleri yapmakla
yükümlüdür.
Malın muhafazası, daha önemli işlerin yapılmasını veya önlemlerin
alınmasını gerektiriyorsa; intifa hakkı sahibi, durumu malike
bildirmek ve bunların gerçekleştirilmesine izin vermek zorundadır.
Malikin gereken işleri yapmaktan kaçınması hâlinde intifa hakkı
sahibi, bunları onun hesabına kendisi yapabilir.
b. Bakım ve işletme giderleri
MADDE 813.- İntifa hakkı konusu olan malın olağan bakım ve işletme
giderleri, güvencesini oluşturduğu borçların faizleri, vergi ve
resimleri, intifa süresince intifa hakkı sahibine aittir.
Vergi ve resimleri malik ödemişse, intifa hakkı sahibi, yukarıda
belirtilen esasa göre bunları malike tazmin etmek zorundadır.
Diğer bütün yükümlülükler malike aittir. Ancak, intifa hakkı sahibi
bunların yerine getirilmesi için gereken parayı, istemi üzerine
malike karşılıksız olarak sağlamazsa; malik, intifa hakkı konusu
malı bu yükümlülüklerin yerine getirilmesi için kısmen veya tamamen
paraya çevirebilir.
c. Malvarlığı intifaında borçların faizi
MADDE 814.- Malvarlığı intifaında, intifa hakkı sahibi bu
malvarlığındaki borçların faizlerini ödemekle yükümlüdür. Ancak,
durum ve koşullar haklı gösteriyorsa, intifa hakkı sahibi bu
yükümlülükten kurtarılmasını isteyebilir. Bu takdirde intifa hakkı,
borçların ödenmesinden sonra kalan kısım üzerinde devam eder.
d. Sigorta ettirme
MADDE 815.- Yerel âdetlere göre iyi bir yönetimin gereği olduğu
takdirde intifa hakkı sahibi, malikin lehine malı yangına ve diğer
tehlikelere karşı sigorta ettirmekle yükümlüdür.
Bu durumda veya intifa hakkının sigortalı bir mal üzerinde kurulmuş
olması hâlinde intifa hakkı sahibi, hakkının devamı süresince
sigorta primlerini ödemekle yükümlüdür.
V. Özel hâller
1. Taşınmazlar
a. Ürünler
MADDE 816.- Bir taşınmaz üzerinde intifa hakkına sahip olan kimse,
yararlanmanın olağan sınırlar içerisinde kalmasına özen göstermekle
yükümlüdür.
Bu ölçü aşılarak elde edilen ürünler malike ait olur.
b. Özgülenme yönü
MADDE 817.- İntifa hakkı sahibi, intifa konusu taşınmazın ekonomik
özgülenme yönünü malike önemli zarar verecek şekilde değiştiremez;
özellikle onu yeni bir şekle dönüştüremeyeceği gibi, onda önemli bir
değişiklik de yapamaz.
İntifa hakkı sahibi, malike önceden haber vermek ve taşınmazın
ekonomik özgülenme yönünde önemli değişiklik yapmamak koşuluyla taş,
kireç, mermer ve turba ocakları ile benzerlerini açabilir.
c. Ormanlar
MADDE 818.- Bir orman üzerinde intifa hakkına sahip olan kimse,
ondan özel kanun hükümlerine uygun bir işletme plânı çerçevesinde
yararlanabilir.
Malik ile intifa hakkı sahibi, işletme plânı yapılırken kendi
haklarının gözetilmesini isteyebilirler.
Fırtına, kar, yangın, sel, zararlı böcek akını veya diğer sebepler
yüzünden olağan yararlanma önemli ölçüde aşılmışsa orman, bu kaybı
giderek azaltacak şekilde işletilir veya işletme plânı yeni duruma
uygun hâle getirilir. Aşırı yararlanma dolayısıyla elde edilen
bedel, faiz getirecek şekilde yatırılır ve verim noksanını gidermeye
ayrılır.
2. Tüketilebilen ve değeri biçilen şeyler
MADDE 819.- Tüketilebilen şeylerin mülkiyeti, aksi
kararlaştırılmadıkça, intifa hakkı sahibine geçer; ancak, intifa
hakkı sahibi geri verme sırasında bu şeylerin o günkü değerini
ödemekle yükümlü olur.
İntifa hakkı sahibi, değeri biçilerek kendisine teslim olunan diğer
taşınırlar üzerinde, aksi kararlaştırılmadıkça, serbestçe tasarrufta
bulunabilir; ancak, bu yetkisini kullandığı takdirde bu şeylerin
biçilen değerlerini geri verme sırasında ödemekle yükümlü olur. Bu
ödeme, tarım işletmesi gereçleri, hayvan sürüleri, ticarî mallar
veya benzeri şeylerde aynı cins ve nitelikte eşya verilmesi
suretiyle yerine getirilebilir.
3. Alacaklar
a. Yararlanmanın kapsamı
MADDE 820.- Bir alacak üzerindeki intifa hakkı, onun getirisini
edinme yetkisi verir.
Borçluya karşı yapılacak ödeme isteminin ve kıymetli evrak
üzerindeki tasarrufların alacaklı ve intifa hakkı sahibi tarafından
birlikte yapılması, borcunu ödemek üzere borçlu tarafından yapılacak
bildirimin de bunların her ikisine yöneltilmesi gerekir.
Alacak tehlikeye düşerse, alacaklı ve intifa hakkı sahibinden her
biri, diğerinden iyi bir yönetimin gerektirdiği önlemleri almaya
katılmasını isteyebilir.
b. Ödeme ve işletme
MADDE 821.- Alacaklı ve intifa hakkı sahibinden birine ödemeye
yetkili kılınmamış olan borçlu, borcunu ikisine birlikte ödemek veya
hâkimin belirleyeceği yere tevdi etmek zorundadır.
Yerine getirilen edimin konusu ve özellikle geri ödenecek ana para,
intifa hakkına tâbi olur.
Alacaklı veya intifa hakkı sahibi, ana paranın güvenilir ve getiri
sağlayan bir yere yatırılmasını isteyebilir.
c. Devir isteme hakkı
MADDE 822.- İntifa hakkı sahibi, intifaın başlangıcını izleyen üç ay
içinde, hakkın konusu olan alacağın ve kıymetli evrakın kendisine
devrini isteyebilir.
İntifa hakkı sahibi, alacağın ve kıymetli evrakın devri sırasındaki
değeri tutarında devredene karşı bunların bedelini ödeme borcu
altına girer ve feragat edilmedikçe bu borç için ayrıca güvence
göstermekle yükümlü olur.
Güvence istemekten feragat edilmemiş ise devir, ancak güvence
gösterildikten sonra hüküm ifade eder.
B. Oturma hakkı
I. Genel olarak
MADDE 823.- Oturma hakkı, bir binadan veya onun bir bölümünden konut
olarak yararlanma yetkisi verir.
Oturma hakkı, başkasına devredilemez ve mirasçılara geçmez.
Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, intifa hakkına ilişkin hükümler
oturma hakkına da uygulanır.
II. Oturma hakkının kapsamı
MADDE 824.- Oturma hakkının kapsamı, genel olarak hak sahibinin
kişisel ihtiyaçlarına göre belirlenir.
Oturma hakkı sahibi, hakkın şahsına özgülendiği açıkça
belirtilmedikçe, bina veya onun bir bölümünde ailesi ve ev halkı ile
birlikte oturabilir.
Binanın bir bölümü üzerinde oturma hakkına sahip olan kimse,
ortaklaşa kullanmaya özgülenen yerlerden de yararlanabilir.
III. Giderler
MADDE 825.- Oturma hakkı, binanın veya bir bölümünün tamamından
yararlanma yetkisi veriyorsa; bina veya bölümün muhafazası ve olağan
bakımı için gerekli onarım ve yenileme giderleri, oturma hakkı
sahibine aittir.
Oturma hakkı sahibi bina veya onun bir bölümünü malik ile birlikte
kullanıyorsa, bakım ve onarım giderleri malike ait olur.
C. Üst hakkı
I. Konu ve tapu kütüğüne kayıt
MADDE 826.- Bir taşınmaz maliki, üçüncü kişi lehine arazisinin
altında veya üstünde yapı yapmak veya mevcut bir yapıyı muhafaza
etmek yetkisi veren bir irtifak hakkı kurabilir.
Aksi kararlaştırılmış olmadıkça bu hak, devredilebilir ve
mirasçılara geçer.
Üst hakkı, bağımsız ve sürekli nitelikte ise üst hakkı sahibinin
istemi üzerine tapu kütüğüne taşınmaz olarak kaydedilebilir. En az
otuz yıl için kurulan üst hakkı, sürekli niteliktedir.
II. İçerik ve kapsam
MADDE 827.- Üst hakkının içerik ve kapsamıyla ilgili olarak resmî
senette yer alan, özellikle yapının konumuna, şekline, niteliğine,
boyutlarına, özgülenme amacına ve üzerinde yapı bulunmayan alandan
faydalanmaya ilişkin sözleşme kayıtları herkes için bağlayıcıdır.
III. Sona ermenin sonuçları
1. Yapı mülkiyetinin malike geçmesi
MADDE 828.- Üst hakkı sona erince yapılar, arazi malikine kalır ve
arazinin bütünleyici parçası olur.
Bağımsız ve sürekli üst hakkı tapu kütüğüne taşınmaz olarak
kaydedilmişse, üst hakkı sona erince bu sayfa kapatılır. Taşınmaz
olarak kaydedilmiş olan üst hakkı üzerindeki rehin hakları, diğer
bütün hak, kısıtlama ve yükümlülükler de sayfanın kapatılmasıyla
birlikte sona erer. Bedele ilişkin hükümler saklıdır.
2. Bedel
MADDE 829.- Taşınmaz maliki, aksi kararlaştırılmadıkça, kendisine
kalan yapılar için üst hakkı sahibine bir bedel ödemez. Uygun bir
bedel ödenmesi kararlaştırılmışsa, miktarı ve hesaplanış biçimi
belirlenir. Ödenmesi kararlaştırılan bedel, üst hakkı kendileri için
rehnedilmiş olan alacaklıların henüz ödenmemiş alacaklarının
güvencesini oluşturur ve rızaları olmaksızın üst hakkı sahibine
ödenmez.
Kararlaştırılan bedel ödenmez veya güvence altına alınmazsa, üst
hakkı sahibi veya bu hak kendisine rehnedilmiş olan alacaklı, bedel
alacağına güvence olmak üzere, terkin edilen üst hakkı yerine aynı
derecede ve sırada bir ipoteğin tescilini isteyebilir.
Bu ipotek, üst hakkının sona ermesinden başlayarak üç ay içinde
tescil edilir.
3. Diğer hükümler
MADDE 830.- Taşınmaz malikine kalan yapılar için üst hakkı sahibine
ödenmesi kararlaştırılan bedelin miktarı ve bunun hesaplanış biçimi
ile bu bedel borcunun kaldırılmasına ve arazinin ilk hâline
getirilmesine ilişkin anlaşmalar, üst hakkının kurulması için
gerekli olan resmî şekle tâbidir ve tapu kütüğüne şerh verilebilir.
IV. Süresinden önce devir istemi
1. Koşulları
MADDE 831.- Üst hakkı sahibi, bu haktan doğan yetkilerinin sınırını
ağır şekilde aşar veya sözleşmeden doğan yükümlülüklerine önemli
ölçüde aykırı davranırsa; malik, üst hakkının ona bağlı bütün hak ve
yükümlülükleri ile birlikte süresinden önce kendisine devrini
isteyebilir.
2. Hakkın kullanılması
MADDE 832.- Malik, üst hakkının devrini, kendisine geçecek yapılar
için uygun bir bedel ödemek kaydıyla isteyebilir. Üst hakkı
sahibinin kusuru, bedelin belirlenmesinde indirim sebebi olarak göz
önüne alınabilir.
Üst hakkının malike devri, bedelin ödenmesine veya güvence altına
alınmış olmasına bağlıdır.
3. Diğer hâller
MADDE 833.- Üst hakkı sahibinin yükümlülüklerine aykırı davranması
hâlinde sözleşmede malik lehine saklı tutulan, üst hakkını
süresinden önce sona erdirme veya devrini isteme yetkisi, süresinden
önce devir istemine ilişkin hükümlere tâbidir.
V. Üst hakkı iradının güvencesi
1. İpotek kurulmasını isteme hakkı
MADDE 834.- Malik, üst hakkı karşılığı olarak irat biçiminde
borçlanılan edimleri güvence altına almak amacıyla, o tarihteki üst
hakkı sahibinden en çok üç yıllık irat için tapu kütüğüne taşınmaz
olarak kaydedilmiş üst hakkının ipotek edilmesini isteyebilir.
İrat, her yıl için eşit edimler biçiminde belirlenmemiş ise; bu
kanunî ipoteğin tescili, iradın eşit olarak dağıtılmasında üç yıla
düşecek miktarı için istenebilir.
2. Tescil
MADDE 835.- İpotek, üst hakkı devam ettiği sürece, her zaman tescil
edilebilir ve icra yoluyla satışta terkin olunmaz.
Yapı alacaklıları ipoteğinin kurulmasına ilişkin hükümler kıyas
yoluyla uygulanır.
VI. Sürenin üst sınırı
MADDE 836.- Üst hakkı, bağımsız bir hak olarak en çok yüz yıl için
kurulabilir.
Üst hakkı, süresinin dörtte üçü dolduktan sonra, kurulması için
öngörülen şekle uyularak her zaman en çok yüz yıllık yeni bir süre
için uzatılabilir. Bu konuda önceden yapılan taahhüt bağlayıcı
değildir.
D. Kaynak hakkı
MADDE 837.- Başkasının arazisinde bulunan kaynak üzerinde irtifak
hakkı, bu arazinin malikini suyun alınmasına ve akıtılmasına
katlanmakla yükümlü kılar.
Bu hak, aksi kararlaştırılmış olmadıkça, başkasına devredilebilir ve
mirasçıya geçer.
Kaynak hakkı, bağımsız nitelikte ve en az otuz yıl için kurulmuş ise
tapu kütüğüne taşınmaz olarak kaydedilebilir.
E. Diğer irtifak hakları
MADDE 838.- Malik, taşınmazı üzerinde herhangi bir kişi veya
topluluk lehine atış eğitimi veya spor alanı ya da geçit olarak
kullanılmak gibi belirli bir yararlanmaya hizmet etmek üzere başka
irtifak hakları da kurabilir.
Bu haklar, aksi kararlaştırılmış olmadıkça, başkasına devredilemez
ve mirasçılara geçmez. Bu hakların kapsamı, hak sahibinin olağan
ihtiyaçlarına göre belirlenir.
Taşınmaz lehine irtifaklara ilişkin hükümler, bu tür irtifak
haklarına da uygulanır.
ÜÇÜNCÜ AYIRIM
TAŞINMAZ YÜKÜ
A. Konusu
MADDE 839.- Taşınmaz yükü, bir taşınmazın malikini yalnız o
taşınmazla sorumlu olmak üzere diğer bir kimseye bir şey vermek veya
yapmakla yükümlü kılar.
Hak sahibi olarak, bir başka taşınmazın maliki de gösterilebilir.
İrat senedi ve kamu hukukuna ilişkin taşınmaz yükleri saklı kalmak
kaydıyla, taşınmaz yükünün konusu ancak yüklü taşınmazın ekonomik
niteliğinden doğan veya yararlanan taşınmazın ekonomik ihtiyaçlarını
karşılayan bir edim olabilir.
B. Kurulması ve sona ermesi
I. Kurulması
1. Tescil ve kazanma
MADDE 840.- Taşınmaz yükünün kurulması için tapu kütüğüne tescil
şarttır.
Tescilde, taşınmaz yükünün değeri olarak Türk parası veya yabancı
para ile belirlenmiş bir miktar gösterilir. Dönemsel edimlerde
sicilde gösterilecek miktar, aksi kararlaştırılmış değilse, yıllık
edimlerin yirmi katıdır.
Aksine bir hüküm yoksa, taşınmaz yükünün kazanılmasında ve
tescilinde taşınmaz mülkiyetine ilişkin hükümler uygulanır.
2. Kamu hukukuna ilişkin taşınmaz yükü
MADDE 841.- Aksine hüküm yoksa, kamu hukukuna ilişkin taşınmaz
yükünün tapu kütüğüne tescili gerekli değildir.
Kanunun alacaklıya yalnızca taşınmaz yükünün kurulmasını isteme
yetkisini tanıdığı hâllerde taşınmaz yükü ancak tescille doğar.
3. Güvence amacıyla kurulma
MADDE 842.- Bir para alacağını güvence altına almak amacıyla kurulan
taşınmaz yükü hakkında irat senedine ilişkin hükümler uygulanır.
II. Sona ermesi
1. Genel olarak
MADDE 843.- Taşınmaz yükü tescilin terkini veya yüklü taşınmazın
tamamen yok olmasıyla sona erer.
Feragat, yükten kurtarma ve diğer sona erme sebepleri, yüklü
taşınmaz malikine, hak sahibinden terkini isteme yetkisi verir.
2. Yükten kurtarma
a. Alacaklının yetkisi
MADDE 844.- Alacaklı, sözleşmeyle yetkili kılınmış olduğu takdirde
veya aşağıdaki durumlarda, malikten taşınmazın yükten kurtarılmasını
isteyebilir:
1. Yüklü taşınmaz, alacaklının haklarını önemli ölçüde tehlikeye
düşürecek şekilde bölünmüşse;
2. Malik, yüklü taşınmazın değerini düşürür ve yerine başka bir
güvence göstermezse;
3. Malik, birbiri ardına üç yılın edimlerini yerine getirmemişse.
b. Yükümlünün yetkisi
MADDE 845.- Yükümlü, sözleşmeyle yetkili kılınmış olduğu takdirde
veya aşağıdaki durumlarda, taşınmazın yükten kurtarılmasını
isteyebilir:
1. Alacaklı, taşınmaz yükünü kuran sözleşmeye uymuyorsa;
2. Satın alınmamak kaydıyla veya otuz yıldan fazla bir süre için
kurulmuş olsa bile yükün kurulmasının üzerinden otuz yıl geçmiş ise.
Otuz yıl geçtikten sonra yükümlünün satın alma yetkisini
kullanabilmesi, alacaklıya bunu bir yıl önceden bildirmesine
bağlıdır.
İrtifak taşınmaz lehine sona erdirilmeyen biçimde kurulmuşsa, yüklü
taşınmazın bu yükten kurtarılması istenemez.
c. Yükten kurtarma bedeli
MADDE 846.- Gerçek değerinin daha düşük olduğunu ispat etme hakkı
saklı kalmak kaydıyla, yükten kurtarma, taşınmaz yükünün değeri
olarak tapu kütüğünde gösterilen miktar üzerinden gerçekleştirilir.
3. Zamanaşımı
MADDE 847.- Taşınmaz yükü zamanaşımına tâbi değildir.
Muaccel olan edimler, borçlunun kişisel borcu hâline geldiği
tarihten başlayarak zamanaşımına tâbi olur.
C. Hükümleri
I. Alacaklının hakkının niteliği
MADDE 848.- Taşınmaz yükü, alacaklıya yükümlüye karşı hiçbir kişisel
alacak hakkı sağlamaz; sadece alacağını yüklü taşınmazın değerinden
elde etme yetkisi verir.
Her edim, muaccel olmasından başlayarak üç yıl sonra kişisel borç
hâline gelir ve taşınmaz bu borcun güvencesi olmaktan çıkar.
II. Yükün niteliği
MADDE 849.- Taşınmaz maliki değişirse yeni malik, başka bir işleme
gerek bulunmaksızın taşınmaz yükünün yükümlüsü olur.
Yüklü taşınmazın bölünmesinin taşınmaz yüküne etkisi hakkında irat
senedine ilişkin hükümler uygulanır.
İKİNCİ BÖLÜM
TAŞINMAZ REHNİ
BİRİNCİ AYIRIM
GENEL HÜKÜMLER
A. Koşullar
I. Taşınmaz rehninin türleri
MADDE 850.- Taşınmaz rehni, ancak ipotek, ipotekli borç senedi veya
irat senedi şeklinde kurulabilir.
II. Güvence altına alınan alacak
1. Ana para
MADDE 851.- Taşınmaz rehni, miktarı Türk parası ile gösterilen belli
bir alacak için kurulabilir. Alacağın miktarının belli olmaması
hâlinde, alacaklının bütün istemlerini karşılayacak şekilde
taşınmazın güvence altına alacağı üst sınır taraflarca belirtilir.
Yurt içinde veya dışında faaliyette bulunan kredi kuruluşlarınca
yabancı para üzerinden veya yabancı para ölçüsü ile verilen
kredileri güvence altına almak için yabancı para üzerinden taşınmaz
rehni kurulabilir. Bu hâlde her derecenin ifade ettiği miktar, rehin
konusu alacağın tespit edildiği para türü üzerinden gösterilir.
Ancak, aynı derecede birden fazla para türü kullanılarak rehin
kurulamaz.
Yabancı para üzerinden kurulan rehne ait bir derecenin boşalması
hâlinde, yerine, tescil edileceği tarihteki karşılığı Türk parası
veya yabancı para üzerinden rehin kurulabilir. Türk parası ile
kurulmuş bir rehne ait derecenin boşalması hâlinde ise, yerine
tescil edileceği tarihteki karşılığı yabancı para üzerinden rehin
kurulabilir.
Yabancı veya Türk parası karşılıklarının hesabında hesap günündeki
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının döviz alış kuru esas alınır.
Rehin haklarının hangi yabancı paralar üzerinden kurulabileceği
Bakanlar Kurulunca belirlenir.
2. Faiz
MADDE 852.- Sınırlayıcı hükümler saklı kalmak kaydıyla, taraflar
faiz oranını diledikleri gibi kararlaştırabilirler.
III. Taşınmaz
1. Rehne konu olabilme
MADDE 853.- Rehin hakkı, ancak tapuya kayıtlı taşınmazlar üzerinde
kurulabilir.
2.Belirli olma
a. Taşınmaz tek ise
MADDE 854.- Rehin kurulurken, konusu olan taşınmazın belirtilmesi
gerekir.
Bölünen taşınmazın parselleri tapu kütüğüne ayrı ayrı
kaydedilmedikçe rehne konu olamaz.
b. Taşınmaz birden çok ise
MADDE 855.- Birden çok taşınmazın aynı borç için rehnedilmesi,
taşınmazların aynı malike veya borçtan müteselsilen sorumlu olan
maliklere ait olmalarına bağlıdır.
Aynı alacak için birden çok taşınmazın rehnedildiği diğer hâllerde,
her taşınmazın alacağın ne miktarı için güvence oluşturduğu rehin
kurulurken belirtilir.
Aksine bir anlaşma bulunmadıkça, tapu idaresi, re'sen güvenceyi
taşınmazların her birine değeri oranında dağıtır.
B. Rehnin kurulması ve sona ermesi
I. Rehnin kurulması
1. Tescil
MADDE 856.- Taşınmaz rehni tapu kütüğüne tescil ile kurulur. Kanunda
öngörülen ayrık durumlar saklıdır.
Taşınmaz rehninin kurulmasına ilişkin sözleşmenin geçerliliği, resmî
şekilde yapılmış olmasına bağlıdır.
2. Birden çok kişiye ait taşınmazlarda
MADDE 857.- Paylı mülkiyette paydaş kendi payını rehnedebilir.
Pay üzerinde rehin kurulduktan sonra paydaşlar malın tamamını
rehnedemezler.
Elbirliği mülkiyetine tâbi taşınmaz, ancak bütün olarak ve
maliklerin tamamı adına rehnolunabilir.
II. Rehnin sona ermesi
MADDE 858.- Taşınmaz rehni, tescilin terkini veya taşınmazın tamamen
yok olmasıyla sona erer.
Kamulaştırmaya ilişkin kanun hükümleri saklıdır.
III. Taşınmazların birleştirilmesi
1. Rehnin başka taşınmaz üzerine geçmesi
MADDE 859.- Yetkili kamu kurum veya kuruluşu tarafından
gerçekleştirilen parsel birleştirilmesi ve dağıtımı işlemi sonucunda
birleştirilen parsel üzerindeki rehinler, sıralarını koruyarak o
parselin yerine verilen taşınmaz üzerine geçer.
Birleştirme sonucunda meydana gelen taşınmaz, değişik alacaklar için
rehinli veya bazıları rehinsiz birden çok parselin yerini alırsa; bu
taşınmaz üzerine geçen rehin hakları, taşınmazı bütün olarak kapsar
ve olanak ölçüsünde sıralarını korurlar.
2. Borçlunun taşınmazı rehinden kurtarması
MADDE 860.- Birleştirilen taşınmazlardan biri ile güvence altına
alınmış olan alacağın borçlusu, üç ay önce bildirmek koşuluyla
birleştirme sırasında karşılığını ödeyerek taşınmazı rehinden
kurtarabilir.
3. Bedel olarak ödenen para
MADDE 861.- Rehinli bir taşınmaz için bedel olarak ödenen para,
alacaklılar arasında sıralarına göre, aynı sırada iseler
alacaklarının miktarlarıyla orantılı olarak bölüştürülür.
Bu bedel, rehinle güvenceye bağlanmış olan alacak miktarının yirmide
birinden fazla olduğu veya yeni taşınmaz, alacak için yeterli
güvence oluşturmadığı takdirde, alacaklının rızası olmadan borçluya
ödenemez.
C. Hükmü
I. Rehnin kapsamı
MADDE 862.- Rehin, taşınmazı bütünleyici parçaları ve eklentileri
ile birlikte yükümlü kılar.
Rehnin kuruluşu sırasında makine, otel döşeme eşyası gibi açıkça
eklenti olarak gösterilen ve tapu kütüğünde beyanlar sütununa
yazılan şeyler, kanuna göre bu nitelikte olamayacakları ispat
edilmedikçe eklenti sayılır.
Üçüncü kişilerin eklentiler üzerindeki hakları saklıdır.
II. Kira bedelleri
MADDE 863.- Kiraya verilmiş taşınmaz üzerindeki rehnin kapsamına,
borçluya karşı rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takibe
başlanmasından veya borçlunun iflâsının ilânından başlayarak rehnin
paraya çevrilmesi anına kadar işleyen kira bedelleri de girer.
Rehin hakkı, kiracılara karşı ancak cebrî icra yoluyla takibin
kendilerine bildirilmesi veya iflâs kararının ilânından sonra ileri
sürülebilir.
Rehinli taşınmaz malikinin henüz muaccel olmamış kira bedelleri
üzerinde yaptığı hukukî işlemler ile diğer alacaklılar tarafından
koydurulan hacizler, kira alacaklarının muaccel olmalarından önce
rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takibe başlamış olan rehinli
alacaklılara karşı geçerli değildir.
III. Zamanaşımı
MADDE 864.- Rehnin tapu kütüğüne tescil edilmesinden sonra alacak
için zamanaşımı işlemez.
IV. Önlem alma yetkisi
1. Değer düşmelerine karşı
a. Koruma önlemleri
MADDE 865.- Malik, rehinli taşınmazın değerini düşüren davranışlarda
bulunursa; alacaklı, hâkimden bu gibi davranışları yasaklamasını
isteyebilir.
Alacaklıya, gerekli önlemleri almak üzere hâkim tarafından yetki
verilebileceği gibi; gecikmesinde tehlike bulunan hâllerde alacaklı,
böyle bir yetki verilmeden de gerekli önlemleri kendiliğinden
alabilir.
Alacaklı, önlem için yapmış olduğu giderleri malikten isteyebilir ve
bu alacakları için taşınmaz üzerinde, tescile gerek olmaksızın ve
tescil edilmiş olan diğer yüklerden önce gelen bir rehin hakkına
sahip olur.
b. Güvence, eski hâle getirme, kısmî ödeme isteme
MADDE 866.- Rehinli taşınmazın değerinde düşme meydana gelmişse
alacaklı, alacağı için başka güvence göstermesini veya rehinli
taşınmazın eski hâle getirilmesini borçludan isteyebilir.
Alacaklı, rehinli taşınmazın değerinin düşmesi tehlikesinin mevcut
olması hâlinde de güvence isteyebilir.
Yeterli güvence hâkim tarafından belirlenen süre içinde verilmediği
takdirde alacaklı, güvence eksiğini karşılayacak miktardaki alacak
kısmının ödenmesini isteyebilir.
2. Değerin kusur olmadan düşmesi
MADDE 867.- Değer düşmesi malikin kusuru olmadan meydana gelmişse
alacaklı, ancak malikin zarardan ötürü aldığı tazminat miktarını
aşmayacak ölçüde borçludan güvence vermesini veya kısmî ödeme
yapmasını isteyebilir.
Bununla birlikte alacaklı, değer düşmesinin önlenmesi veya
giderilmesi için gerekli önlemleri kendiliğinden alabilir. Alacaklı,
bu amaçla yaptığı masraflardan dolayı rehinli taşınmaz üzerinde
tescile gerek olmaksızın ve tescil edilmiş olan diğer yüklerden önce
gelen bir rehin hakkına sahip olur. Malik, bu masraflardan kişisel
olarak sorumlu değildir.
3. Rehinli taşınmazın kısmen devri
MADDE 868.- Malik, rehinli taşınmazın güvence altına aldığı alacağın
yirmide birinden az değeri olan bir parçasını başkasına devrederse;
alacaklı, kendisine bu parça ile orantılı bir ödeme yapıldığı veya
taşınmazın geri kalan kısmı yeterli güvence oluşturduğu takdirde,
devredilen parça üzerindeki rehni kaldırmaktan kaçınamaz.
V. Rehinden sonra kurulan aynî haklar
MADDE 869.- Malikin rehinli taşınmaz üzerinde yeni sınırlı aynî
haklar kurmayacağını taahhüt etmesi geçerli değildir.
Tarihi daha eski olan rehin hakkı, aynı taşınmaz üzerinde
alacaklının izni olmadan daha sonra kurulan irtifak haklarından veya
taşınmaz yüklerinden önce gelir. Sonradan kurulan ve rehnin paraya
çevrilmesi sırasında daha eski tarihli rehinli alacaklılara zarar
veren irtifaklar ve taşınmaz yükleri terkin edilir.
Önceki rehinli alacaklının istemiyle irtifak hakları veya taşınmaz
yükleri terkin edilen kimselerin, rehinli taşınmazın paraya
çevrilmesinde, hakları sonradan tescil edilenlere karşı, satış
bedelinden haklarının değerini karşılayan miktarı almak hususunda
öncelikleri vardır.
VI. Rehin derecesi
1. Rehin derecesinin hükümleri
MADDE 870.- Rehnin sağladığı güvence, tescilde belirtilen rehin
derecesi ile sınırlıdır.
Taşınmaz rehni, sırada kendisinden önce gelecek olanın miktarının
tescilde belirtilmesi kaydıyla ikinci veya daha sonraki derecede de
kurulabilir.
2. Rehin dereceleri arasındaki ilişki
MADDE 871.- Aynı taşınmaz üzerinde farklı sıralarda kurulmuş bulunan
rehin haklarından birinin terkin edilmiş olması, sonraki sırada yer
alan rehinli alacaklıya boşalan dereceye geçme hakkı vermez.
Terkin edilen rehin hakkı yerine yeni bir rehin hakkı kurulabilir.
Sonraki sırada yer alan rehinli alacaklılara boşalan dereceye geçme
hakkı veren sözleşmelerin geçerliliği, resmî şekilde yapılmalarına;
aynî etki sağlamaları, tapu kütüğüne şerh verilmelerine bağlıdır.
3. Boş dereceler
MADDE 872.- Sonraki sıralarda kurulmuş bir rehin hakkından önce
gelen bir rehin mevcut değilse veya borçlu önceki bir rehin senedi
üzerinde tasarruf etmemişse ya da önceki sırada bulunan rehinli
alacak, o derece için tescilde belirtilen miktardan az ise;
taşınmazın paraya çevrilmesinde satış bedeli, boş derece hesaba
katılmaksızın sonraki alacaklılara sıralarına göre dağıtılır.
VII. Rehnin paraya çevrilmesi
1. Paraya çevirme şekli
MADDE 873.- Borç ödenmezse alacaklı, alacağını rehinli taşınmazın
satış bedelinden elde etme hakkına sahiptir.
Borcun ödenmemesi hâlinde rehinli taşınmazın mülkiyetinin alacaklıya
geçeceğine ilişkin sözleşme hükmü geçersizdir.
Aynı alacak için birden çok taşınmazın rehnedilmiş olması hâlinde,
rehnin paraya çevrilmesi istemi, taşınmazların tamamı hakkında
yapılır. Bununla birlikte, icra dairesi onlardan ancak gerektiği
kadarını paraya çevirir.
2. Satış bedelinin dağıtılması
MADDE 874.- Rehinli taşınmazın satış bedeli, alacaklılar arasında
sıralarına göre dağıtılır.
Aynı sırada olan alacaklılar arasında o sıraya düşen satış bedeli
alacakları oranında dağıtılır.
3. Güvencenin kapsamı
MADDE 875.- Taşınmaz rehninin alacaklıya sağladığı güvencenin
kapsamına şunlar girer:
1. Ana para,
2. Takip giderleri ve gecikme faizi,
3. İflâsın açıldığı veya rehnin paraya çevrilmesinin istendiği
tarihe kadar muaccel olmuş üç yıllık faiz ile son vadeden başlayarak
işleyen faiz.
Daha önce belirlenmiş olan faiz oranı, sonradan gelen alacaklıların
zararına olarak artırılamaz.
4. Zorunlu masrafların güvencesi
MADDE 876.- Alacaklı, rehinli taşınmazın korunması için zorunlu
masraf yapmışsa ve özellikle malikin borçlu olduğu sigorta
primlerini ödemişse, bundan doğan alacakları tescile gerek
olmaksızın aynen rehinli alacağı gibi güvenceden yararlanır.
VIII. Arazinin iyileştirilmesi hâlinde rehin hakkı
1. Öncelik
MADDE 877.- Bir kamu kurum veya kuruluşunun katkısıyla iyileştirilen
arazinin değerinde bir artma meydana gelirse malik, iyileştirme
giderlerinden payına düşeni karşılamak üzere kendisine ödünç veren
alacaklı lehine tescil suretiyle rehin hakkı kurabilir. Kurulan
rehin, taşınmaz üzerindeki diğer bütün yüklerden önce gelir.
İyileştirme, kamu kurum veya kuruluşunun katkısı olmaksızın yapılmış
ise, malik taşınmazı üzerinde en çok masrafların üçte ikisi için
rehin kurabilir.
2. Borcun ödenmesi ve rehnin sona ermesi
MADDE 878.- İyileştirme, kamu kurum veya kuruluşunun katkısı
olmaksızın yapılmış ise, rehinli alacağın en çok beş yıl içinde eşit
taksitlerle ödenmesi gerekir.
Alacağın veya yıllık taksitlerin muaccel olmasından beş yıl sonra
rehin hakkı sona erer ve sonraki alacaklılar sıralarına göre
ilerlerler.
IX. Sigorta tazminatı üzerinde hak
MADDE 879.- Muaccel olan sigorta tazminatı, malike ancak bütün
rehinli alacaklıların rızasıyla ödenebilir.
Sigorta tazminatı taşınmazın eski hâle getirilmesi için
harcanacaksa, malik tarafından yeterli bir güvence gösterilmesi
koşuluyla kendisine ödenir.
X. Alacaklının temsili
MADDE 880.- Acele karar alınması gereken hâllerde, borçlunun veya
diğer bir ilgilinin istemesi üzerine, şahsen hareket etmesi kanun
hükmü gereği olup da adı veya nerede olduğu bilinmeyen alacaklıya,
rehinli taşınmazın bulunduğu yer sulh hâkimi tarafından bir kayyım
atanır.
İKİNCİ AYIRIM
İPOTEK
A. Amaç ve nitelik
MADDE 881.- Hâlen mevcut olan veya henüz doğmamış olmakla beraber
doğması kesin veya olası bulunan herhangi bir alacak, ipotekle
güvence altına alınabilir.
İpoteğe konu olacak taşınmazın, borçlunun mülkiyetinde bulunması
gerekmez.
B. Kurulması ve sona ermesi
I. Kuruluş
MADDE 882.- Miktarı belirli olmayan veya değişebilen alacaklar da,
belli rehin derecesine yerleştirilir ve tescilden sonra alacak
miktarında meydana gelecek değişmelere bakılmaksızın sırasını korur.
Tapu memuru istem üzerine alacaklıya ipoteği gösteren bir belge
verir. Sadece tescilin yapıldığını ispata yarayan bu belge kıymetli
evrak niteliği taşımaz.
Tescilin yapıldığının sözleşme üzerine yazılıp onaylanması, ipotek
belgesi yerine geçer.
II. Sona erme
1. İpoteğin terkinini isteme hakkı
MADDE 883.- Alacak sona erince ipotekli taşınmazın maliki,
alacaklıdan ipoteği terkin ettirmesini isteyebilir.
2. Borçtan sorumlu olmayan malikin hakkı
MADDE 884.- Borçtan şahsen sorumlu olmayan rehinli taşınmaz maliki,
borçluya ait koşullar içinde borcu ödeyerek taşınmazın üzerindeki
ipoteğin kaldırılmasını isteyebilir.
Alacak, borcu ödeyen malike geçer.
3. İpotekten kurtarma
a. Koşulları ve usulü
MADDE 885.- Değerini aşan bir borç için ipotek edilmiş olan bir
taşınmazı edinen kimse, borçtan şahsen sorumlu değilse, icra
takibine başlanmadan önce, satın alma bedelini ödeyerek taşınmazı
ipotekten kurtarabilir. Taşınmazı karşılıksız olarak edinen kimse
de, takdir edeceği bedeli ödeyerek bu hakkı kullanabilir.
İpotekten kurtarma hakkı, alacaklılara altı ay önce yapılacak yazılı
ihbarla kullanılabilir.
İpotekten kurtarma bedeli alacaklılar arasında sıralarına göre
dağıtılır.
b. Açık artırma
MADDE 886.- İpotekten kurtarma ihbarına karşı alacaklılar, ihbarın
tebliğinden başlayarak bir ay içinde giderleri peşin ödemek
suretiyle, ipotekli taşınmazın açık artırma yoluyla satılmasını
isteyebilirler.
Satış, icra dairesince İcra ve İflâs Kanunu hükümlerine göre
yapılır.
Açık artırmada elde edilen miktarın satış bedelinden veya malik
tarafından takdir edilen bedelden fazla olması hâlinde, bu miktar
ipotekten kurtarma bedeli sayılır. Artırma bedelinin fazla olduğu
hâllerde açık artırma giderleri malike, aksi hâlde açık artırmayı
isteyen alacaklıya ait olur.
4. Ödeme istemi
MADDE 887.- İpotekli taşınmazın maliki borçtan şahsen sorumlu
değilse, alacaklının ödeme isteminin ona karşı etkili olması, bu
istemin hem borçluya, hem kendisine karşı yapılmış olmasına
bağlıdır.
C. Hükmü
I. Mülkiyet ve borçluluk
1. Taşınmazın devri
MADDE 888.- İpotekli taşınmazın devri, aksi kararlaştırılmış
olmadıkça, borçlunun sorumluluğunda ve güvencede bir değişiklik
meydana getirmez.
Yeni malik borcu yüklendiği takdirde alacaklı, kendisine başvurma
hakkını saklı tuttuğunu bir yıl içinde yazılı olarak önceki borçluya
bildirmezse, borçlu borcundan kurtulur.
2. Taşınmazın bölünmesi
MADDE 889.- İpotekli taşınmazın bir kısmının veya aynı malike ait
bulunan ipotekli taşınmazlardan birinin başkasına devredilmesi ya da
ipotekli taşınmazın bölünmesi hâlinde, aksine bir anlaşma yoksa,
rehin taşınmazlara değerleri oranında tapu idaresince re'sen
dağıtılır.
Bu dağıtımı kabul etmeyen alacaklı, dağıtımın kesinleştiğinin
kendisine tebliğinden başlayarak bir ay içinde yazılı bildirimde
bulunmak suretiyle alacağın bir yıl içinde ödenmesini borçludan
isteyebilir.
Yeni malikler, kendilerine ait taşınmaza düşen borcu yüklendikleri
takdirde alacaklı, kendisine başvurma hakkını saklı tuttuğunu önceki
borçluya bir yıl içinde yazılı olarak bildirmezse, borçlu borcundan
kurtulur.
3. Borcu yüklenmenin bildirilmesi
MADDE 890.- Taşınmazın yeni maliki borcu yüklenirse, tapu idaresi
bunu alacaklıya bildirir.
Alacaklıya tanınan hakkını saklı tuttuğuna ilişkin bir yıllık beyan
süresi, tapu idaresince yapılan bildirimin tebliği tarihinden
işlemeye başlar.
II. Alacağın devri
MADDE 891.- İpotekle güvence altına alınmış bir alacağın devrinin
geçerli olması, devrin tapu kütüğüne tescil edilmesine bağlı
değildir.
D. Kanunî ipotek
I. Tescile tâbi olmayan kanunî ipotek
MADDE 892.- Kanunî ipotek haklarının doğumu, aksi kanunda öngörülmüş
olmadıkça, tapu kütüğüne tescil edilmelerine bağlı değildir.
II. Tescile tâbi kanunî ipotekler
1. Hâller
MADDE 893.- Aşağıdaki alacaklılar, kanunî ipotek hakkının tescilini
isteyebilirler:
1. Satıştan doğan alacağı için satılan taşınmaz üzerinde satıcı,
2. Elbirliği ortaklığına giren taşınmazlarda paylaşmadan doğan
alacakları için birlikte mirasçı olanlar veya diğer elbirliği
ortakları,
3. Bir taşınmaz üzerinde yapılan yapı veya diğer işlerde malzeme
vererek veya vermeden emek sarf ettikleri için malzeme ve emek
karşılığı olarak malik veya yükleniciden alacaklı olan alt yüklenici
veya zanaatkârlar.
Alacaklıların, bu kanunî ipotek hakkından önceden feragat etmeleri
geçerli değildir.
2. Satıcılar, mirasçılar ve diğer elbirliği ortakları bakımından
MADDE 894.- Satıcıların, mirasçıların ve diğer elbirliği
ortaklarının kanunî ipotek haklarının, mülkiyetin naklini izleyen üç
ay içinde tapu kütüğüne tescil edilmiş olması gerekir.
3. Zanaatkâr ve yükleniciler bakımından
a. Tescil
MADDE 895.- Zanaatkârların ve yüklenicilerin kanunî ipotek hakları,
çalışmayı veya malzeme vermeyi yüklendikleri andan başlayarak tapu
kütüğüne tescil olunabilir.
Tescilin yüklenilen işin tamamlanmasından başlayarak üç ay içinde
yapılmış olması gerekir.
Tescilin yapılması için alacağın malik tarafından kabul edilmiş veya
mahkemece karara bağlanmış olması şarttır.
Malik yeterli güvence gösterirse tescil istenemez.
b. Sıra
MADDE 896.- Hakları değişik tarihlerde tescil edilmiş olsa bile
zanaatkârlar ve yükleniciler, kanunî ipotekten yararlanma bakımından
kendi aralarında aynı sırada sayılırlar.
c. Öncelik
MADDE 897.- Satış bedeli zanaatkârlar ve yüklenicilerin
alacaklarının tamamını karşılamadığı takdirde kalan kısım, ipotek
hakkı elde eden önceki sıradaki alacaklıların payına düşen satış
bedelinden arsa değeri çıkarıldıktan sonra artan para ile
karşılanır. Ancak bu, taşınmaz üzerindeki yüklerin zanaatkârlar ve
yüklenicilerin zararına olacağının alacaklılar tarafından
bilinebilir olmasına bağlıdır.
Önceki sırada bulunan alacaklılar, rehin senetlerini devrederlerse,
bu devir yüzünden zanaatkârlar ve yüklenicilerin elde edemedikleri
alacak miktarını tazmin etmekle yükümlü olurlar.
İşe başlandığı, hak sahibi, zanaatkârlar veya yüklenicilerden
birinin bildirimi üzerine tapu kütüğünün beyanlar sütununa
yazıldıktan sonra, tescilin yapılabileceği sürenin sonuna kadar
taşınmaz üzerinde ipotekten başka türde rehin tescil edilemez.
ÜÇÜNCÜ AYIRIM
İPOTEKLİ BORÇ SENEDİ VE
İRAT SENEDİ
A. İpotekli borç senedi
I. Amaç ve nitelik
MADDE 898.- İpotekli borç senedi, taşınmaz rehniyle güvence altına
alınmış kişisel bir alacak meydana getirir.
II. Değer biçilmesi
MADDE 899.- İpotekli borç senedi yoluyla rehin kurulması için tapu
idaresince taşınmaza resmen değer biçilir.
Biçilmiş değeri aşan miktar için ipotekli borç senedi yoluyla rehin
kurulamaz.
III. Muacceliyet bildirimi
MADDE 900.- İpotekli borç senedindeki alacak, aksi kararlaştırılmış
olmadıkça, faizlerin ödenmesi gereken tarihte, bu tarihten en az
altı ay önce alacaklı veya borçlu tarafından diğer tarafa yapılacak
bildirimle muaccel olur.
IV. Malikin durumu
MADDE 901.- İpotekli borç senedindeki borçtan kişisel olarak sorumlu
olmayan rehinli taşınmaz maliki hakkında ipoteğe ilişkin hükümler
uygulanır.
Taşınmaz maliki, alacaklıya karşı borçluya ait bütün def'ileri ileri
sürebilir.
V. Devir ve bölünme
MADDE 902.- İpotekli borç senedinin güvencesi olan taşınmazın
devrine veya bölünmesine ilişkin sonuçlar hakkında ipotek hükümleri
uygulanır.
B. İrat senedi
I. Amaç ve nitelik
MADDE 903.- İrat senedi, bir taşınmaz üzerinde taşınmaz yükü
şeklinde kurulmuş bir alacak hakkı meydana getirir.
İrat senedinin güvencesini ancak tarım arazisi, konutlar ve üzerinde
bina yapılabilecek arsalar oluşturabilir.
İrat senedi, kişisel borç doğurmaz ve borcun sebebini de göstermez.
II. Sorumluluğun sınırı
MADDE 904.- İrat senetlerindeki alacak miktarı, tarım arazisinde
arazinin gelir değerinin, diğer taşınmazlarda taşınmazın gelir
değeri ile bina ve arsa değerleri ortalamasının beşte üçünü aşamaz.
Değerlendirmeler tapu idaresince resmen yapılır.
III. Devletin sorumluluğu
MADDE 905.- Değer biçilmesinde gereken özenin gösterilmemesinden
Devlet sorumludur.
Devlet, kusuru olan memurlara rücu edebilir.
IV. Yükten kurtarma
MADDE 906.- İrat senedi ile yüklü olan taşınmazın maliki,
sözleşmeyle daha uzun bir bildirim süresi kabul edilmiş olsa bile,
her altı yıllık dönemin sonu için bir yıl önce bildirmek ve bedelini
ödemek koşuluyla taşınmazın yükten kurtarılmasını isteyebilir.
Kanunda öngörülen hâller dışında alacaklı, ancak her on yıllık
dönemin sonu için bir yıl önce bildirmek suretiyle borcun ödenmesini
isteyebilir.
V. Borç ve mülkiyet
MADDE 907.- İrat senedinin borçlusu yüklü taşınmazın malikidir.
Yüklü taşınmazı edinen kimse irat senedinin borçlusu olur ve eski
malik başka bir işleme gerek kalmaksızın borcundan kurtulur.
Faiz borçları, taşınmazla güvenceye bağlı olmaktan çıktığı tarihten
başlayarak malikin kişisel borcu olur.
VI. Bölünme
MADDE 908.- İrat senediyle yüklü taşınmazın bölünmesi hâlinde,
parsellerin malikleri irat senedinin borçlusu olurlar.
İrat senedi borcunun parsellere dağıtılmasında, ipotekle yüklü
taşınmazın bölünmesine ilişkin hükümler uygulanır.
Alacaklı, borcun parsellere dağıtımının kesinleşmesinden başlayarak
bir ay içinde yapacağı bildirimle bir yıl içinde irat senedinin
satın alınmasını isteyebilir.
C. Ortak hükümler
I. Kurulması
1. Alacağın niteliği
MADDE 909.- İpotekli borç senedi ve irat senedi koşul ve karşı edim
kaydı içeremez.
2. Senedin dayanağı borç ile ilişkisi
MADDE 910.- İpotekli borç senedinin veya irat senedinin
düzenlenmesiyle birlikte dayanağı olan borç ilişkisi yenileme
yoluyla sona erer.
Bunun aksine yapılan sözleşme, sadece tarafları ve iyiniyetli
olmayan üçüncü kişileri etkiler.
3. Tescil ve rehin senedi
a. Rehin senedini düzenleme gereği
MADDE 911.- İpotekli borç senedi veya irat senedi için tapu kütüğüne
yapılacak tescilden başka rehin senedi de düzenlenir.
Senet daha sonra düzenlenmiş olsa bile, hukukî sonuçlarını tescil
tarihinden başlayarak doğurur.
b. Rehin senedinin düzenlenmesi
MADDE 912.- İpotekli borç senedi ve irat senedi, tapu memuru
tarafından düzenlenir.
Senetler üzerinde tapu memuru ile yetkili Hazine temsilcisinin
imzaları bulunur.
Bu senetler, alacaklı veya temsilcisine ancak borçlunun ve yüklü
taşınmazın malikinin yazılı rızaları üzerine verilebilir.
c. Rehin senedinin şekli
MADDE 913.- İpotekli borç senedi ve irat senedinin şekilleri tüzükle
belirlenir.
4. Alacaklının belirlenmesi
a. Düzenleme sırasında
MADDE 914.- İpotekli borç senedi ve irat senedi nama veya hamile
yazılı düzenlenebilir.
Bu senetler, yüklü taşınmazın maliki adına da düzenlenebilir.
b. Ortak temsilci
MADDE 915.- İpotekli borç senedi veya irat senedi düzenlenirken,
gerekli ödemeleri yapmak ve ödenecek paraları tahsil etmek,
yapılacak tebliğleri almak, güvence azalmalarına rıza göstermek ve
genel olarak alacaklının, borçlunun ve malikin haklarını tam bir
özen ve tarafsızlıkla korumak üzere bunlar tarafından bir temsilci
atanabilir.
Temsilcinin adı tapu kütüğüne ve rehin senedine yazılır.
Temsilcinin yetkisinin sona ermesi hâlinde ilgililer anlaşamazlarsa,
sulh hâkimi gerekli önlemleri alır.
5. Ödeme yeri
MADDE 916.- Rehin senedinden aksi anlaşılmadıkça, senet hamile
yazılı olsa bile borçlu, bütün ödemelerini alacaklının yerleşim
yerinde yapmak zorundadır.
Alacaklının yerleşim yeri bilinmediği veya alacaklı yerleşim yerini
borçlunun zararına değiştirdiği takdirde borçlu, borcunu kendi
yerleşim yerindeki veya alacaklının eski yerleşim yerindeki hâkimin
belirleyeceği yere tevdi ederek borcundan kurtulabilir.
Senedin faiz kuponları varsa faiz ödemesi, kuponları ibraz edene
yapılır.
6. Alacağın devrinden sonra ödeme
MADDE 917.- Alacağın devri hâlinde borçlu, kendisine bildirilmiş
olmadıkça kupona bağlı olmayan faiz ve yıllık edimleri, senet hamile
yazılı olsa bile, eski alacaklıya ödeyebilir.
Ana paranın tamamen veya kısmen ödenmesi, ancak ödeme zamanında
kendisinin alacaklı olduğunu ispat eden kimseye yapılmış ise
geçerlidir.
II. Sona erme
1.Alacaklının olmaması
MADDE 918.- Alacaklı yoksa veya rehin hakkından feragat ederse
borçlu, tapu kütüğündeki tescili terkin ettirip ettirmemekte
serbesttir.
Borçlu, zilyetliğine geçmiş olan senedi yeniden tedavüle
çıkartabilir.
2. Terkin
MADDE 919.- İpotekli borç senedi veya irat senedine ilişkin tescil,
ancak tarafların veya mahkemenin rehin senedini iptal etmesi üzerine
terkin edilebilir.
III. Alacaklının hakları
1. İyiniyetin korunması
a. Tescil bakımından
MADDE 920.- İpotekli borç senedinden veya irat senedinden doğan
alacak, tapu kütüğüne iyiniyetle dayanan herkes için kütükteki
tescile göre geçerlidir.
b. Senet bakımından
MADDE 921.- Usulüne göre düzenlenmiş olan ipotekli borç senedi veya
irat senedi, ona iyiniyetle dayanan herkes hakkında, içinde yazılı
olanlara göre geçerlidir.
c. Senet ile tescilin ilişkisi
MADDE 922.- İpotekli borç senedi veya irat senedi metninde yazılı
olanlar tapu kütüğündeki tescile uymazsa veya tapu kütüğünde tescil
yoksa, kütük esas alınır.
Bununla birlikte senedi iyiniyetle edinen kimse, tapu kütüğüne
ilişkin hükümler uyarınca tazminat isteyebilir.
2. Hakkın ileri sürülmesi
MADDE 923.- Nama veya hamile yazılı ipotekli borç senedi veya irat
senedindeki alacak, ancak senet üzerindeki zilyetlikle birlikte
devir veya rehin edilebilir veya başka bir tasarrufa konu olabilir.
Senetlerin henüz düzenlenmemiş olması veya mahkeme tarafından iptal
edilmesi hâlinde alacağı ileri sürme hakkı saklıdır.
3. Alacağın devri
MADDE 924.- İpotekli borç senedindeki veya irat senedindeki alacağın
devri, rehin senedinin teslim edilmesine bağlıdır.
Rehin senedinin nama yazılı olması hâlinde devralanın adı ve devir
işlemi senet üzerine yazılır.
IV. İptal
1. Senedin kaybedilmesi
MADDE 925.- Rehin senedi irade dışında elden çıkmış veya borcu sona
erdirme kastı olmaksızın yok edilmiş ise alacaklı, rehin senedini ve
kuponu mahkeme kararıyla iptal ettirerek borçludan borcunu ödemesini
ve eğer alacak henüz muaccel değilse yeni bir rehin senedi veya
kupon düzenlenmesini isteyebilir.
İptal kararı, hamile yazılı kıymetli evrakın iptaline ilişkin
hükümler gereğince verilir; ancak, ibraz süresi bir yıldır.
Borçlu da ödenmiş olmasına rağmen geri verilmemiş olan senet için
aynı hükümler uyarınca senedin iptalini isteyebilir.
2. İlân yoluyla duyuru
MADDE 926.- İpotekli borç senedi veya irat senedinin alacaklısının
kim olduğu on yıldan beri bilinmiyor ve bu süre içinde faiz ödenmesi
de istenmemiş bulunuyorsa, rehinli taşınmazın maliki, alacaklının
ortaya çıkması için gaipliğe ilişkin hükümlere göre ilân yapılmasını
hâkimden isteyebilir.
Alacaklı ortaya çıkmaz ve yapılan araştırma sonunda büyük bir
olasılıkla alacağın artık mevcut olmadığı anlaşılırsa, hâkim
tarafından senedin iptaline karar verilir; bu kararla rehin derecesi
boşalmış olur.
V. Borçlunun def'ileri
MADDE 927.- Borçlu yalnız tescilden veya senetten doğan def'ileri ve
istemde bulunan alacaklıya karşı sahip olduğu kişisel def'ileri
ileri sürebilir.
VI. Ödenen senedin geri verilmesi
MADDE 928.- Borcun tamamını ödeyen borçlu, alacaklıdan senedin iptal
edilmemiş olarak geri verilmesini isteyebilir.
VII. Hukukî ilişkide değişiklik
MADDE 929.- Borçlu borcun kısmen ödenmesi veya borç yükünün
hafifletilmesi ya da güvencenin azaltılması gibi hukukî ilişkide
meydana gelen değişiklikleri tapu kütüğüne tescil ettirme hakkına
sahiptir.
Tapu memuru, bu tür değişiklikleri senet üzerine de yazar.
Meydana gelen değişikliklerin tescil edilmemiş olması hâlinde,
senette yazılı yıllık edimlerin ödenmiş olması dışındaki
değişiklikler senedi iyiniyetle kazanan kimseye karşı ileri
sürülemez.
DÖRDÜNCÜ AYIRIM
TAŞINMAZ REHNİYLE GÜVENCE
ALTINA ALINAN
ÖDÜNÇ SENETLERİ
A. Rehinli tahviller
MADDE 930.- Nama veya hamile yazılı tahviller, aşağıdaki hâllerde
taşınmaz rehniyle güvence altına alınabilir:
1. Ödüncün tamamı için ipotek veya ipotekli borç senedi yoluyla
rehin kurulması ve alacaklılar ile borçlu için ortak bir temsilcinin
atanması,
2. Tahvil çıkarmayı üzerine alan kurum yararına ödüncün tamamı için
taşınmaz rehni kurulması ve bu rehinli alacağın da tahvil
alacaklıları yararına rehnedilmesi.
B. Seri hâlinde rehin senedi çıkarılması
I. Genel olarak
MADDE 931.- Seri hâlinde çıkarılan ipotekli borç senetleri ile irat
senetleri hakkında, aşağıdaki hükümler saklı kalmak kaydıyla,
ipotekli borç senedi ve irat senedine ilişkin genel hükümler
uygulanır.
II. Düzenlenmesi
MADDE 932.- Seri hâlinde çıkarılan senetler, her birinin değeri yüz
milyon lira veya yüz milyon liranın katları olarak düzenlenir.
Bir serideki bütün senetlerin şeklinin aynı olması ve numaralarının
birbirini izlemesi gerekir.
Senetlerin rehinli taşınmaz maliki tarafından çıkarılmamış olması
hâlinde aracı kurumun, alacaklılar ve borçlunun temsilcisi olduğu
senetlerde belirtilir.
III. Borcun kısım kısım ödenmesi
MADDE 933.- Borçlu, belirli zamanlarda faizle birlikte anaparanın
bir kısmını da ödemeyi üstlenebilir.
Taksit olarak her yıl ödenecek paranın, senetlerin belli bir
bölümünü karşılaması zorunludur.
IV. Tescil
MADDE 934.- Senetler, sayıları gösterilmek suretiyle tapu kütüğüne
tescil olunur; ödüncün tamamı için bir tescil yapılır.
Senet sayısı az ise, her senet ayrı tescil edilebilir.
V. Hükmü
1. Senedi çıkaran aracı kurum
MADDE 935.- Senedi çıkaran aracı kurum, alacaklıların ve borçlunun
temsilcisi olsa bile, senetlerin çıkarılması sırasında kendisine
ayrıca yetki verilmiş olmadıkça, borcun kapsamında ve koşullarında
bir değişiklik yapamaz.
2.Senetlerin geri ödenmesi
a. Ödeme plânı
MADDE 936.- Senetlerin geri ödenmesi, çıkarma sırasında yapılan veya
o sırada verilen yetkiye dayanarak aracı kurumun düzenleyeceği plâna
göre gerçekleştirilir. Sırası gelen senedin karşılığı alacaklıya
ödenmekle senedin hükmü kalmaz.
Aksi kararlaştırılmadıkça tescilin terkini, ancak borçlunun tescilde
belirtilen yükümlülüklerini tamamen yerine getirmiş ve senetlerin
bütün kuponları ile birlikte geri verilmiş olmasına veya geri
verilmemiş kuponlar varsa bunları karşılayacak miktarın hâkimin
belirleyeceği yere tevdi edilmesine bağlıdır.
b. Denetleme
MADDE 937.- Rehinli taşınmazın maliki veya aracı kurum, ödeme
plânına göre kur'a çekmek ve karşılığı ödenen senetleri iptal
etmekle yükümlüdür.
İrat senetlerinde bu işlemler Devletçe denetlenir.
c. Geri ödemelerin özgülenmesi
MADDE 938.- Rehinli taşınmazlar yerine elde edilen paralar, ilk
kur'a çekiminde belli olacak senetlerin ödenmesinde kullanılır.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
TAŞINIR REHNİ
BİRİNCİ AYIRIM
TESLİME BAĞLI REHİN VE HAPİS HAKKI
A. Teslime bağlı rehin
I. Kurulması
1. Alacaklının zilyetliği
MADDE 939.- Kanunda öngörülen ayrık durumlar dışında taşınırlar,
ancak zilyetliğin alacaklıya devri suretiyle rehnedilebilir.
Rehnedende tasarrufta bulunma yetkisi olmasa bile, rehin konusu
taşınıra iyiniyetle zilyet olan kimse, zilyetlik hükümlerine göre
edinimi korunduğu ölçüde rehin hakkı kazanır. Üçüncü kişilerin
önceki zilyetlikten doğan hakları saklıdır.
Taşınır, fiilen yalnız rehnedenin hâkimiyetinde kaldığı sürece rehin
hakkı doğmaz.
2. Ayrık durumlar
MADDE 940.- Yetkili makamlar tarafından izin verilen kuruluşlar ile
kooperatiflerin alacaklarının güvence altına alınması için,
zilyetlik devredilmeden de, icra dairesinde tutulacak özel sicile
yazılmak suretiyle hayvanlar üzerinde rehin kurulabilir. Bu amaçla
tutulacak sicil tüzükle belirlenir.
Gerçek veya tüzel kişilerin alacaklarının güvence altına alınması
için, kanun gereğince bir sicile tescili zorunlu olan taşınır mallar
üzerinde, zilyetlik devredilmeden de, taşınır malın kayıtlı
bulunduğu sicile yazılmak suretiyle rehin kurulabilir. Rehnin
kurulmasına ilişkin diğer hususlar tüzükle belirlenir.
3. Art rehin
MADDE 941.- Rehnedilen taşınırın maliki, onun üzerinde bir art rehin
kurabilir. Bunun için, alacağı ödenince rehnedilen taşınırın sonraki
alacaklıya teslim edilmesinin rehinli alacaklıya yazılı olarak
bildirilmesi gerekir.
4. Alt rehin
MADDE 942.- Alacaklı, rehinli taşınırı ancak rehnedenin rızasıyla
bir başkasına rehnedebilir.
II. Rehnin sona ermesi
1. Zilyetliğin kaybı
MADDE 943.- Taşınır rehni, alacaklının zilyet olmaktan çıkması ve
onu zilyet olan üçüncü kişiden geri alamaz hâle gelmesiyle son
bulur.
Taşınır, alacaklının rızasıyla fiilen yalnız rehnedenin hâkimiyeti
altında bulunduğu sürece rehnin hükümleri askıda kalır.
2. Geri verme borcu
MADDE 944.- Alacağın ödenmesi suretiyle veya başka bir sebeple rehin
hakkı sona erince alacaklı, rehinli taşınırı hak sahibine geri
vermekle yükümlüdür.
Alacaklı, alacağının tamamını almadıkça rehinli taşınırı veya onun
bir kısmını geri vermek zorunda değildir.
3. Alacaklının sorumluluğu
MADDE 945.- Alacaklı, rehinli taşınırın kaybolması, yok olması veya
değerinin azalması yüzünden meydana gelen zararlardan, bunların
kendi kusuru olmaksızın doğduğunu ispat etmedikçe sorumludur.
Rehinli taşınırı kendiliğinden başkasına devir veya rehneden
alacaklı, bundan doğan bütün zararlardan sorumlu olur.
III. Rehnin hükümleri
1. Alacaklının hakkı
MADDE 946.- Alacaklı, ödenmeyen alacağının rehnin paraya çevrilmesi
yoluyla ödenmesini isteyebilir.
Rehin hakkı, alacaklıya asıl alacak ile birlikte sözleşme
faizlerinin, takip giderlerinin ve gecikme faizinin güvencesini
sağlar.
2. Rehnin kapsamı
MADDE 947.- Rehin, taşınırı eklentileriyle birlikte kapsar.
Aksi kararlaştırılmış olmadıkça alacaklı, rehinli taşınırın doğal
ürünlerini, bütünleyici parçası olmaktan çıkınca malike vermekle
yükümlüdür.
Rehin, paraya çevirme sırasında bütünleyici parça niteliğindeki
doğal ürünleri de kapsar.
3. Rehnin sırası
MADDE 948.- Aynı taşınır üzerinde birden çok rehin hakkı bulunduğu
takdirde, alacaklılara rehin haklarının sırasına göre ödeme yapılır.
Rehin hakkının sırası kuruluş tarihine göre belirlenir.
4. Mülkiyetin geçememesi
MADDE 949.- Borcun ödenmemesi hâlinde rehinli taşınırın mülkiyetinin
alacaklıya geçmesini öngören sözleşme hükmü geçersizdir.
B. Hapis hakkı
I. Koşulları
MADDE 950.- Alacaklı, borçluya ait olup onun rızasıyla zilyedi
bulunduğu taşınırı veya kıymetli evrakı, borcun muaccel olması ve
niteliği itibarıyla bu eşyanın alacak ile bağlantısı bulunması
hâlinde, borç ödeninceye kadar hapsedebilir.
Zilyetlik ve alacak ticarî ilişkiden doğmuşsa, tacirler arasında bu
bağlantı var sayılır.
Alacaklı, borçluya ait olmayan taşınırlar üzerinde de zilyetliğin
iyiniyetle kazanılmasının korunduğu ölçüde hapis hakkına sahip olur.
II. Ayrık durumlar
MADDE 951.- Nitelikleri itibarıyla paraya çevrilmeye elverişli
olmayan taşınırlar üzerinde hapis hakkı kullanılamaz.
Alacaklının üstlendiği yükümlülükle veya borçlunun teslim sırasında
ya da daha önce verdiği talimatla veya kamu düzeniyle bağdaşmayan
hâllerde de hapis hakkı kullanılamaz.
III. Borç ödemeden aciz
MADDE 952.- Alacaklı, borçlunun ödemeden acze düşmesi hâlinde,
alacağı muaccel olmasa bile, hapis hakkını kullanabilir.
Borç ödemeden aciz, taşınırın tesliminden sonra meydana gelmiş veya
daha önce meydana gelmiş olmakla beraber alacaklı bu durumu
teslimden sonra öğrenmiş ise; o şeyin belli bir yönde kullanılacağı
konusunda alacaklı tarafından yüklenilmiş bir yükümlülük veya
borçlunun teslim sırasında ya da daha önce verdiği talimatla
bağdaşmasa bile, alacaklı hapis hakkını kullanabilir.
IV. Hükümleri
MADDE 953.- Borç yerine getirilmez ve yeterli güvence de
gösterilmezse alacaklı, borçluya daha önce bildirimde bulunarak,
hapsettiği şeylerin teslime bağlı rehin hükümleri uyarınca paraya
çevrilmesini isteyebilir.
Üzerinde hapis hakkı bulunan nama yazılı kıymetli evrakın paraya
çevrilmesi için icra dairesi, borçlu yerine gerekli işlemleri yapar.
İKİNCİ AYIRIM
ALACAKLAR VE DİĞER HAKLAR ÜZERİNDE REHİN
A. Genel olarak
MADDE 954.- Başkasına devredilebilen alacaklar ve diğer haklar
rehnedilebilir.
Aksine bir hüküm bulunmadıkça, bunların rehni hakkında da teslime
bağlı rehin hükümleri uygulanır.
B. Kurulması
I. Senede bağlı olan veya olmayan alacaklarda
MADDE 955.- Senede bağlanmış olan veya olmayan alacakların rehni
için rehin sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması ve senede bağlı
alacaklarda senedin teslim edilmesi gerekir.
Alacaklı veya rehneden, rehni borçluya ihbar edebilir.
Diğer hakların rehninde, yazılı rehin sözleşmesiyle birlikte, bu
hakların devri için öngörülen şekle uyulması gerekir.
II. Kıymetli evrakta
MADDE 956.- Hamile yazılı senetlerin rehni için senetlerin rehin
alacaklısına teslimi yeterlidir.
Diğer kıymetli evrakın rehni için senedin ciro edilmiş veya yazılı
devir beyanı yapılmış olarak teslimi gerekir.
III. Emtiayı temsil eden senetlerde
MADDE 957.- Emtiayı temsil eden kıymetli evrakın rehnedilmesiyle
emtia üzerinde rehin hakkı doğar.
Emtiayı temsil eden senetten başka özel bir rehin senedi (varant)
düzenlenmişse, rehinli alacak miktarının ve muaccel olduğu tarihin
senet üzerine yazılmış olması koşuluyla, rehin senedinin rehnedilmiş
olması yeterlidir.
IV. Art rehin
MADDE 958.- Rehinli bir alacak üzerinde sonra gelen bir rehnin
kurulması, ancak rehnedenin veya sonra gelen rehin alacaklısının
durumu önce gelen rehin alacaklısına yazılı olarak bildirmesi
hâlinde geçerlidir.
C. Hükümleri
I. Rehnin kapsamı
MADDE 959.- Faiz veya kâr payı gibi dönemsel gelir getiren
alacakların rehnedilmiş olması hâlinde, aksi kararlaştırılmış
olmadıkça, bunlardan yalnız vadeleri henüz gelmemiş olanlar rehnin
kapsamına girer ve rehin, vadeleri geçmiş olan edimleri kapsamaz.
Bu tür yan edimler için özel senetler düzenlenmiş ise, aksi
kararlaştırılmış olmadıkça, bunların rehin kapsamına girmesi, şekil
koşullarına uygun olarak rehnedilmelerine bağlıdır.
II. Rehinli pay senetlerinin temsili
MADDE 960.- Ortaklık genel kurulunda rehinli pay senetlerini temsil
etmek yetkisi, rehin alacaklısına değil, pay sahibine aittir.
III. Yönetim ve ödeme
MADDE 961.- Özenli bir yönetim, rehnedilmiş alacağın muacceliyetinin
ihbarını ve tahsil edilmesini gerekli kılıyorsa alacaklı bu
işlemleri yapabilir; rehin alacaklısı da alacaklıyı bu işlemlerin
yapılmasına zorlayabilir.
Rehin kendisine ihbar edilmiş olan borçlu, borcunu asıl alacaklıya
veya rehin alacaklısına ancak diğerinin rızasıyla ödeyebilir.
Bu rızanın bulunmaması hâlinde borçlu, borcunu tevdi etmekle
yükümlüdür.
ÜÇÜNCÜ AYIRIM
REHİN KARŞILIĞINDA ÖDÜNÇ VERME
İŞİ İLE UĞRAŞANLAR
A. Ödünç verenler
I. İşletme izni alma
MADDE 962.- İşletme olarak taşınır rehni karşılığında ödünç verme
işiyle uğraşmak isteyenler, yetkili makamdan izin almak
zorundadırlar.
II. Süre
MADDE 963.- Özel işletmelere ancak belli süre için izin verilebilir.
Sürenin bitiminde bu izin yenilenebilir.
Gerekli kurallara uyulmaması hâlinde, verilen izin her zaman geri
alınabilir.
B. Taşınır rehni karşılığı ödünç
I. Kurulması
MADDE 964.- Rehnedilen taşınırın işletmeye teslim edilmesi ve
karşılığında bir makbuzun alınmasıyla rehin kurulmuş olur.
II. Hükümleri
1. Rehnin paraya çevrilmesi
MADDE 965.- Borç vadesinde ödenmezse, ödünç veren, borçluya önceden
noter aracılığı ile borcunu ödemesini ihtar ettikten sonra rehni
icra yoluyla paraya çevirtebilir.
Borçlu, ödünç verene karşı kişisel olarak sorumlu değildir.
2. Arta kalan para üzerindeki hak
MADDE 966.- Satış bedelinin rehinli alacak miktarından fazla olması
hâlinde, arta kalan para hak sahibine ödenir.
İşletmenin aynı borçludan birden fazla alacağı varsa, bunlar arta
kalan para hesaplanırken bir bütün olarak göz önünde tutulur.
Arta kalan miktarı isteme hakkı, rehnedilen taşınırın paraya
çevrilmesinin üzerinden beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
III. Rehnin sona ermesi
1. Rehinden kurtarmayı isteme hakkı
MADDE 967.- Rehnedilen taşınır, satılıncaya kadar rehin makbuzunun
geri verilmesi suretiyle rehinden kurtarılabilir.
Rehin makbuzu geri verilmezse, alacağın muaccel olmasından sonra hak
sahibi olduğunu ispat eden kimse taşınırı rehinden kurtarabilir.
Ödünç veren, rehnedilen taşınırı makbuzun teslimi karşılığı geri
verme hakkını açıkça saklı tutmuş olsa bile; alacağın muaccel
olmasının üzerinden altı ay geçtikten sonra hakkını ispat eden
kimse, taşınırı rehinden kurtarabilir.
2. Ödünç verenin hakları
MADDE 968.- Ödünç veren, taşınırın rehinden kurtarıldığı aya ait
faizin tamamının ödenmesini isteyebilir.
Ödünç veren, makbuzu kim getirirse taşınırı ona geri verme hakkını
açıkça saklı tutmuşsa, makbuzun hamilinin bunu haksız olarak ele
geçirdiğini bilmedikçe ve bilmesi gerekmedikçe bu yetkisini
kullanabilir.
C. Geri alım hakkı tanıyarak satım
MADDE 969.- Geri alım hakkı tanıyarak satın almayı meslek edinenler
hakkında da, taşınır rehni karşılığında ödünç verenlere ilişkin
hükümler uygulanır.
DÖRDÜNCÜ AYIRIM
REHİNLİ TAHVİL
A. Niteliği
MADDE 970.- İşletme olarak taşınmaz rehni karşılığında ödünç verme
işiyle uğraşmak üzere yetkili makamdan izin alanlar, özel bir rehin
sözleşmesi ve teslim yükümlülüğü olmasa bile, taşınmaz rehniyle
güvence altına alınmış alacakları ile cari işlerinden doğan
alacaklarını karşılık göstererek rehinli tahvil çıkarabilirler.
B. Şekli
MADDE 971.- Alacaklılar, rehinli tahvillerin öngörülen zamandan önce
ödenmesini isteyemezler.
Tahviller hamile veya nama yazılı olarak çıkarılır ve hamile yazılı
kuponları bulunur.
C. Düzenlenmesi
MADDE 972.- Tahvil çıkaracaklar ile tahvil çıkarmaya ilişkin
koşullar ve çıkarma izni vermeye yetkili makam özel kanunla
belirlenir.
ÜÇÜNCÜ KISIM
ZİLYETLİK VE TAPU SİCİLİ
BİRİNCİ BÖLÜM
ZİLYETLİK
A. Zilyetlik kavramı ve türleri
I. Kavram
MADDE 973.- Bir şey üzerinde fiilî hâkimiyeti bulunan kimse onun
zilyedidir.
Taşınmaz üzerindeki irtifak haklarında ve taşınmaz yüklerinde hakkın
fiilen kullanılması zilyetlik sayılır.
II. Türleri
1. Aslî ve fer'î zilyetlik
MADDE 974.- Zilyet, bir sınırlı aynî hak veya bir kişisel hakkın
kurulmasını ya da kullanılmasını sağlamak için şeyi başkasına teslim
ederse, bunların ikisi de zilyet olur.
Bir şeyde malik sıfatıyla zilyet olan aslî zilyet, diğeri fer'î
zilyettir.
2. Dolaylı ve dolaysız zilyetlik
MADDE 975.- Bir şeyde fiilî hâkimiyetini doğrudan doğruya sürdüren
kimse dolaysız zilyet, başka bir kişi aracılığı ile sürdüren kimse
dolaylı zilyettir.
III. Geçici olarak kesilme
MADDE 976.- Fiilî hâkimiyetin geçici nitelikteki sebeplerle
kullanılmaması veya kullanma olanağının ortadan kalkması zilyetliği
sona erdirmez.
B. Zilyetliğin devri
I. Hazırlar arasında
MADDE 977.- Zilyetlik, şeyin veya şey üzerinde hâkimiyeti sağlayacak
araçların, edinene teslimi veya edinenin önceki zilyedin rızasıyla
şey üzerinde hâkimiyeti kullanacak duruma gelmesi hâlinde
devredilmiş olur.
II. Hazır olmayanlar arasında
MADDE 978.- Temsilciye yapılan teslim, temsil edilene yapılmış gibi
zilyetliği geçirir.
III. Teslimsiz devir
MADDE 979.- Bir üçüncü kişi veya zilyetliği devreden, özel bir
hukukî ilişkiye dayanarak zilyet olmakta devam ederse zilyetlik,
teslim gerçekleşmeksizin kazanılmış olur.
Zilyetliğin bu yolla devri, zilyet olmakta devam eden üçüncü kişiye
karşı, ancak durumun devreden tarafından kendisine bildirildiği
andan başlayarak hüküm doğurur.
Üçüncü kişi, zilyetliği devredene karşı ileri sürebileceği
sebeplerle şeyi edinene vermekten kaçınabilir.
IV. Emtiayı temsil eden senetlerin teslimi
MADDE 980.- Bir taşıyıcıya veya umumî mağazaya bırakılmış emtiayı
temsil eden kıymetli evrakın teslimi, emtianın teslimi gibi sonuç
doğurur.
Kıymetli evrakı iyiniyetle teslim alan kimse ile emtiayı iyiniyetle
teslim alan kimse arasında uyuşmazlık çıkarsa emtiayı teslim alan
tercih olunur.
C. Zilyetliğin hükümleri
I. Korunması
1. Savunma hakkı
MADDE 981.- Zilyet, her türlü gasp veya saldırıyı kuvvet kullanarak
defedebilir.
Zilyet, rızası dışında kendisinden alınan şeyi taşınmazlarda el
koyanı kovarak, taşınırlarda ise eylem sırasında veya kaçarken
yakalananın elinden alarak zilyetliğini koruyabilir. Ancak, zilyet
durumun haklı göstermediği derecede kuvvet kullanmaktan kaçınmak
zorundadır.
2. Zilyetliğin gasbında dava hakkı
MADDE 982.- Başkasının zilyet bulunduğu bir şeyi gasbeden kimse, o
şey üzerinde üstün bir hakka sahip olduğunu iddia etse bile onu geri
vermekle yükümlüdür.
Davalı, o şeyi davacıdan geri almasını gerektirecek üstün bir hakka
sahip olduğunu derhâl ispat ederse onu geri vermekten kaçınabilir.
Dava, şeyin geri verilmesine ve zararın giderilmesine yönelik olur.
3. Zilyetliğe saldırıya dava hakkı
MADDE 983.- Saldırıda bulunan, şey üzerinde bir hak iddia etse bile;
zilyetliği saldırıya uğrayan, ona karşı dava açabilir.
Dava, saldırının sona erdirilmesine, sebebinin önlenmesine ve
zararın giderilmesine yönelik olur.
4. Dava hakkının düşmesi
MADDE 984.- Gasp ve saldırıdan dolayı dava hakkı, zilyedin fiili ve
failini öğrenmesinden başlayarak iki ay ve her hâlde fiilin
üzerinden bir yıl geçmekle düşer.
II. Zilyetlik dolayısıyla hakkın korunması
1. Mülkiyet karinesi
MADDE 985.- Taşınırın zilyedi onun maliki sayılır.
Önceki zilyetler de zilyetlikleri süresince o taşınırın maliki
sayılırlar.
2. Fer'î zilyetlikte karine
MADDE 986.- Bir taşınıra malik olma iradesi bulunmaksızın zilyet
olan kimse, taşınırı kendisinden iyiniyetle aldığı kişinin mülkiyet
karinesine dayanabilir.
Taşınıra bir sınırlı aynî hak veya kişisel hak iddiasıyla zilyet
bulunan kimsenin iddia ettiği hakkın varlığı karine olarak kabul
edilir. Ancak, zilyet bu karineyi şeyi kendisine vermiş olan kişiye
karşı ileri süremez.
3. Davaya karşı savunma
MADDE 987.- Bir taşınırın zilyedi, kendisine karşı açılan her davada
üstün hakka sahip olduğu karinesine dayanabilir.
Gasp veya saldırıya ilişkin hükümler saklıdır.
4. Tasarruf yetkisi ve taşınır davası
a. Emin sıfatıyla zilyetten edinme bakımından
MADDE 988.- Bir taşınırın emin sıfatıyla zilyedinden o şey üzerinde
iyiniyetle mülkiyet veya sınırlı aynî hak edinen kimsenin edinimi,
zilyedin bu tür tasarruflarda bulunma yetkisi olmasa bile korunur.
b. Kaybedilen veya çalınan eşya bakımından
MADDE 989.- Taşınırı çalınan, kaybolan ya da iradesi dışında başka
herhangi bir şekilde elinden çıkan zilyet, o şeyi elinde bulunduran
herkese karşı beş yıl içinde taşınır davası açabilir.
Bu taşınır, açık artırmadan veya pazardan ya da benzeri eşya
satanlardan iyiniyetle edinilmiş ise; iyiniyetli birinci ve sonraki
edinenlere karşı taşınır davası, ancak ödenen bedelin geri verilmesi
koşuluyla açılabilir.
Diğer konularda iyiniyetli zilyedin haklarına ilişkin hükümler
uygulanır.
c. Para ve hamile yazılı senetlerde
MADDE 990.- Zilyet, iradesi dışında elinden çıkmış olsa bile, para
ve hamile yazılı senetleri iyiniyetle edinmiş olan kimseye karşı
taşınır davası açamaz.
d. İyiniyetli olmama hâlinde
MADDE 991.- Bir taşınırın zilyetliğini iyiniyetle edinmemiş olan
kimseye karşı önceki zilyet, her zaman taşınır davası açabilir.
Eğer önceki zilyet de, zilyetliği iyiniyetle edinmemiş ise sonraki
zilyede karşı taşınır davası açamaz.
5. Taşınmazlarda karine
MADDE 992.- Tapuya kayıtlı taşınmazlarda, hak karinesinden ve
zilyetlikten doğan dava açma hakkından yalnız adına tescil bulunan
kimse yararlanır.
Bununla birlikte taşınmaz üzerinde fiilî hâkimiyeti bulunan kimse,
gasp veya saldırı sebebiyle dava açabilir.
III. Sorumluluk
1. İyiniyetli zilyet bakımından
a. Yararlanma
MADDE 993.- İyiniyetle zilyedi bulunduğu şeyi, karineyle mevcut
hakkına uygun şekilde kullanan veya ondan yararlanan zilyet, o şeyi
geri vermekle yükümlü olduğu kimseye karşı bu yüzden herhangi bir
tazminat ödemek zorunda değildir.
İyiniyetli zilyet, şeyin kaybedilmesinden, yok olmasından veya
hasara uğramasından sorumlu olmaz.
b. Tazminat
MADDE 994.- İyiniyetli zilyet, geri vermeyi isteyen kimseden şey
için yapmış olduğu zorunlu ve yararlı giderleri tazmin etmesini
isteyebilir ve bu tazminat ödeninceye kadar şeyi geri vermekten
kaçınabilir.
İyiniyetli zilyet, diğer giderler için tazminat isteyemez. Ancak,
şeyin geri verilmesinden önce kendisine bu giderler için bir
tazminat önerilmezse, kendisi tarafından o şeyle birleştirilen ve
zararsızca ayrılması mümkün bulunan eklemeleri o şeyi geri vermeden
önce ayırıp alabilir.
Zilyedin elde ettiği ürünler, yaptığı giderler sebebiyle doğan
alacaklarına mahsup edilir.
2. İyiniyetli olmayan zilyet bakımından
MADDE 995.- İyiniyetli olmayan zilyet, geri vermekle yükümlü olduğu
şeyi haksız alıkoymuş olması yüzünden hak sahibine verdiği zararlar
ve elde ettiği veya elde etmeyi ihmal eylediği ürünler karşılığında
tazminat ödemek zorundadır.
İyiniyetli olmayan zilyet, yaptığı giderlerden ancak hak sahibi için
de zorunlu olanların tazmin edilmesini isteyebilir.
İyiniyetli olmayan zilyet, şeyi kime geri vereceğini bilmediği
sürece ancak kusuruyla verdiği zararlardan sorumlu olur.
IV. Kazandırıcı zamanaşımından yararlanma
MADDE 996.- Kazandırıcı zamanaşımından yararlanma hakkına sahip olan
zilyet, zilyetliği kendisine devreden aynı yetkiye sahip idiyse onun
zilyetlik süresini kendi süresine ekleyebilir.
İKİNCİ BÖLÜM
TAPU SİCİLİ
A. Kurulması
I. Sicil bakımından
1. Genel olarak
MADDE 997.- Taşınmazlar üzerindeki hakları göstermek üzere tapu
sicili tutulur.
Tapu sicili, tapu kütüğü ve kat mülkiyeti kütüğü ile bunları
tamamlayan yevmiye defteri ve belgeler ile plânlardan oluşur.
Sicilin örneği, nasıl tutulacağı ve yardımcı siciller tüzükle
belirlenir.
2. Taşınmazların kaydedilmesi
a. Kaydedilecek taşınmazlar
MADDE 998.- Tapu siciline taşınmaz olarak şunlar kaydedilir:
1. Arazi,
2. Taşınmazlar üzerindeki bağımsız ve sürekli haklar,
3. Kat mülkiyetine konu olan bağımsız bölümler.
Arazinin tapu siciline kaydı, özel kanun hükümlerine tâbidir.
Bağımsız ve sürekli hakların kaydedilmesi için gerekli koşullar ve
usul tüzükle belirlenir. Süreklilik koşulunun gerçekleşmesi için
hakkın süresiz veya en az otuz yıl süreli olması gerekir.
Kat mülkiyetine konu olan bağımsız bölümlerin taşınmaz olarak kaydı,
özel kanun hükümlerine tâbidir.
b. Kaydedilmeyecek taşınmazlar
MADDE 999.- Özel mülkiyete tâbi olmayan ve kamunun yararlanmasına
ayrılan taşınmazlar, bunlara ilişkin tescili gerekli bir aynî hakkın
kurulması söz konusu olmadıkça kütüğe kaydolunmaz.
Tapuya kayıtlı bir taşınmaz, kayda tâbi olmayan bir taşınmaza
dönüşürse, tapu sicilinden çıkarılır.
3. Sicilin unsurları
a. Tapu kütüğü
MADDE 1000.- Her taşınmaza kütükte bir sayfa ayrılır ve sayfa
numaraları birbirini izler.
Bir taşınmazın bölünmesi veya birden çok taşınmazın birleştirilmesi
hâlinde uyulacak usul tüzükle belirlenir.
Kütüğün her sayfasındaki özel sütunlara şunlar tescil edilir:
1. Mülkiyet,
2. Taşınmaz üzerinde kurulmuş olan veya o taşınmaz lehine başka
taşınmaz üzerinde kurulmuş bulunan irtifak hakları ile taşınmaz
yükü,
3. Taşınmaz üzerindeki rehin hakları.
Eklentiler, malikin isteği üzerine beyanlar sütununa kaydedilir.
Yapılan bu kayıt, ancak kütükte hak sahibi olarak görünenlerin
rızasıyla kütükten silinebilir.
Aynı malike ait olan birden çok taşınmaz, sınırları birbirine
bitişik olmasa bile, malikin istemiyle kütükte ortak bir sayfaya
kaydedilebilir. Bu sayfaya yapılan rehin tescilleri, o sayfada
kayıtlı bulunan bütün taşınmazları bağlar; aynı sayfada kayıtlı bu
gibi taşınmazlardan bir kısmı malikin istemi üzerine veya mahkeme
kararıyla o sayfadan çıkarılırsa, çıkarılan taşınmazlar üzerinde
tescil edilmiş bulunan haklar saklı kalır.
b. Kat mülkiyeti kütüğü
MADDE 1001.- Kat mülkiyetine konu olan bağımsız bölümler, ayrıca
tutulacak kat mülkiyeti kütüğüne yazılır.
Özel kanun hükümleri saklı kalmak üzere, kütükte yapılacak işlemler
hakkında tapu kütüğüne ilişkin hükümler uygulanır.
c. Yevmiye defteri ve belgeler
MADDE 1002.- Tapu kütüğüne tescil istemleri, isteyenin kimliği ve
istemin konusu belirtilerek istem sırasına göre derhâl yevmiye
defterine yazılır.
Bu işlemlerin dayanağı olan belgeler, özenle sıraya konulur ve
saklanır.
d. Plân
MADDE 1003.- Bir taşınmazın kütüğe kaydı ve belirlenmesinde resmî
bir ölçüme dayanan plân esas alınır.
Plânların nasıl hazırlanacağı tüzükle belirlenir.
II. Tapu sicilinin tutulması
1. Bir bölgede
MADDE 1004.- Taşınmazlar, bulundukları bölgenin tapu siciline
kaydedilir.
2. Birden çok bölgede
MADDE 1005.- Birden çok bölgede bulunan taşınmaz, diğer bölge
sicillerine kayıtlı olduğu belirtilmek suretiyle her bölgedeki
sicile ayrı ayrı kaydedilir.
Böyle bir taşınmaza ilişkin tescil istemleri ve tescil işlemleri
taşınmazın büyük kısmının bulunduğu bölgede yapılır ve yapılan
tescil kütüğe işlenmek üzere diğer bölgelerdeki tapu idarelerine
bildirilir.
III. Tapu idareleri
1. Kuruluş
MADDE 1006.- Tapu idarelerinin kuruluş, işleyiş ve hizmetlerinin
yürütülmesi, özel kanun hükümlerine tâbidir.
2. Sorumluluk
MADDE 1007.- Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan
Devlet sorumludur.
Devlet, zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder.
Devletin sorumluluğuna ilişkin davalar, tapu sicilinin bulunduğu yer
mahkemesinde görülür.
B. İşlemler
I. İşlemlerin konusu
1. Tescil
MADDE 1008.- Taşınmaza ilişkin aşağıdaki haklar, tapu kütüğüne
tescil edilir:
1. Mülkiyet,
2. İrtifak hakları ve taşınmaz yükleri,
3. Rehin hakları.
2. Şerhler
a. Kişisel haklarda
MADDE 1009.- Arsa payı karşılığı inşaat, taşınmaz satış vaadi, kira,
alım, önalım, gerialım sözleşmelerinden doğan haklar ile
şerhedilebileceği kanunlarda açıkça öngörülen diğer haklar tapu
kütüğüne şerhedilebilir.
Bunlar şerh verilmekle o taşınmaz üzerinde sonradan kazanılan
hakların sahiplerine karşı ileri sürülebilir.
b. Tasarruf yetkisinin kısıtlanmasında
MADDE 1010.- Aşağıdaki sebeplere dayanan tasarruf yetkisi
kısıtlamaları, tapu kütüğüne şerh verilebilir:
1. Çekişmeli hakların korunmasına ilişkin mahkeme kararları,
2. Haciz, iflâs kararı veya konkordato ile verilen süre,
3. Aile yurdu kurulması, artmirasçı atanması gibi şerh verilmesi
kanunen öngörülen işlemler.
Tasarruf yetkisi kısıtlamaları, şerh verilmekle taşınmaz üzerinde
sonradan kazanılan hakların sahiplerine karşı ileri sürülebilir.
c. Geçici tescil şerhi
MADDE 1011.- Aşağıdaki hâllerde geçici tescil şerhi verilebilir:
1. İddia edilen bir aynî hakkın güvence altına alınması gerekiyorsa,
2. Tasarruf yetkisini belirleyen belgelerdeki noksanlıkların
sonradan tamamlanmasına kanun olanak tanıyorsa.
Geçici tescil şerhi, bütün ilgililerin razı olmasına veya hâkimin
karar vermesine bağlıdır. Şerhin konusu olan hak sonradan
gerçekleşirse, şerh tarihinden başlayarak üçüncü kişilere karşı
ileri sürülebilir.
Geçici tescil şerhi verilmesi istemi üzerine hâkim, tarafları
dinleyerek veya dosya üzerinde inceleme yaparak şerhe konu olan
hakkın varlığının kabul edilebileceği kanaatına varırsa, şerh kararı
verir. Kararda şerhin etki bakımından süresi ve içeriği belirlenir;
gerektiğinde mahkemeye başvurulması için bir süre verilir.
3. Beyanlar
MADDE 1012.- Bir taşınmazın eklentileri, malikin istemi üzerine
kütükteki beyanlar sütununa yazılır. Bu kaydın terkini, kütükte hak
sahibi görünen bütün ilgililerin rızasına bağlıdır.
Taşınmaz mülkiyetine ilişkin kamu hukuku kısıtlamalarının beyanlar
sütununa yazılması ve bu sütuna yazılabilecek diğer hususlar tüzükle
belirlenir.
Özel kanun hükümleri saklıdır.
II. Tescilin ve terkinin koşulları
1. İstem
a. Tescil için
MADDE 1013.- Tescil, tasarrufa konu olan taşınmaz malikinin yazılı
beyanı üzerine yapılır.
Edinen kimse, kanun hükmüne, kesinleşmiş mahkeme kararına veya buna
eşdeğer bir belgeye dayanıyorsa, bu beyana gerek yoktur.
Bir aynî hakkı tescilden önce kazanan kimse, gerekli belgeleri ibraz
ederek tescili isteyebilir.
b. Terkin ve değişiklik için
MADDE 1014.- Bir tescilin terkin edilmesi veya değiştirilmesi, ancak
bu kaydın kendilerine hak sağladığı kimselerin yazılı beyanı üzerine
yapılabilir.
2. Yetkinin ve sebebin belirlenmesi
MADDE 1015.- Tescil, terkin ve değişiklik gibi tasarruf işlemlerinin
yapılabilmesi, istemde bulunanın, tasarruf yetkisini ve hukukî
sebebi belgelemiş olmasına bağlıdır.
İstemde bulunan kimse, kendisinin, sicilde hak sahibi görünen kişi
veya bu kişinin temsilcisi olduğunu ispat etmek suretiyle tasarruf
yetkisini belgelemiş olur.
Hukukî sebebin belgelenmesi, bu sebebin geçerliliği için gerekli
şekle uyulduğunun ispatı suretiyle olur.
3. Belgelerin tamamlanması
MADDE 1016.- Tasarruf yetkisine ve hukukî sebebe ilişkin belgeler
tamam değilse istem reddedilir.
Bununla birlikte, hukukî sebebe ilişkin belgeler tamam olmasına
rağmen, tasarruf yetkisini belirten belgenin tamamlanması gereken
hâllerde, malikin rızası veya hâkimin kararıyla geçici tescil şerhi
verilebilir.
III. Tescilin biçimi
1. Genel olarak
MADDE 1017.- Kütüğe tesciller, istem tarihine ve sırasına göre
yapılır.
Sicildeki kaydın bir örneği isteyen ilgiliye verilir.
Tescil ve terkin ile verilecek örneklerin şekli tüzükle belirlenir.
2. Taşınmaz lehine irtifaklarda
MADDE 1018.- Taşınmaz lehine irtifakların tescil ve terkini hem
yüklü, hem yararlanan taşınmazların sayfalarına kaydedilir.
IV. Tebliğ zorunluluğu
MADDE 1019.- Tapu memuru, ilgililerin bilgisi dışında yaptığı
işlemleri onlara tebliğ etmekle yükümlüdür.
İlgililerin bu işlemlere karşı itiraz süresi, kendilerine yapılan
tebliğ tarihinden işlemeye başlar.
C. Tapu sicilinin açıklığı
MADDE 1020.- Tapu sicili herkese açıktır.
İlgisini inanılır kılan herkes, tapu kütüğündeki ilgili sayfanın ve
belgelerin tapu memuru önünde kendisine gösterilmesini veya bunların
örneklerinin verilmesini isteyebilir.
Kimse tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini ileri süremez.
D. Tescilin etkileri
I. Tescilin yapılmamasının sonuçları
MADDE 1021.- Kurulması kanunen tescile tâbi aynî haklar, tescil
edilmedikçe varlık kazanamaz.
II. Tescilin sonuçları
1. Genel olarak
MADDE 1022.- Aynî haklar, kütüğe tescil ile doğar; sıralarını ve
tarihlerini tescile göre alır.
Tescilin etkisi, kanunen öngörülen belgeler isteme eklenmiş veya
geçici tescil hâlinde belgelerin uygun zamanda tamamlanmış olması
koşuluyla yevmiye defterine yapılan kayıt tarihinden başlar.
Bir hakkın içeriği, tescilin sınırları içinde, dayandığı belgelere
göre veya diğer herhangi bir yolla belirlenir.
2. İyiniyetli üçüncü kişilere karşı
MADDE 1023.- Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet
veya bir başka aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur.
3. İyiniyetli olmayan üçüncü kişilere karşı
MADDE 1024.- Bir aynî hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu
bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz.
Bağlayıcı olmayan bir hukukî işleme dayanan veya hukukî sebepten
yoksun bulunan tescil yolsuzdur.
Böyle bir tescil yüzünden aynî hakkı zedelenen kimse, tescilin
yolsuz olduğunu iyiniyetli olmayan üçüncü kişilere karşı doğrudan
doğruya ileri sürebilir.
E. Terkin ve değiştirme
I. Yolsuz tescilde
MADDE 1025.- Bir aynî hak yolsuz olarak tescil edilmiş veya bir
tescil yolsuz olarak terkin olunmuş ya da değiştirilmiş ise, bu
yüzden aynî hakkı zedelenen kimse tapu sicilinin düzeltilmesini dava
edebilir.
III. Düzeltme
II. Aynî hakların sona ermesi
MADDE 1026.- Bir aynî hakkın sona ermesiyle tescil her türlü hukukî
değerini kaybettiği takdirde, yüklü taşınmaz maliki, terkini
isteyebilir.
Tapu memuru bu istemi yerine getirirse, her ilgili, bu işlemin
kendisine tebliği tarihinden başlayarak otuz gün içinde terkine
karşı dava açabilir.
Tapu memuru, re'sen hâkime başvurarak aynî hakkın sona erdiğinin
belirlenmesine ilişkin karar verilmesini istemeye ve hâkimin
vereceği karara dayanarak terkin işlemini yapmaya yetkilidir.
MADDE 1027.- İlgililerin yazılı rızaları olmadıkça, tapu memuru,
tapu sicilindeki yanlışlığı ancak mahkeme kararıyla düzeltebilir.
Düzeltme, eski tescilin terkini ve yeni bir tescilin yapılması
biçiminde de olabilir.
Tapu memuru, basit yazı yanlışlıklarını, tüzük kuralları uyarınca
re'sen düzeltir
İyiniyetli üçüncü kişilerin bu tescile dayanarak kazandıkları aynî
haklar ve her türlü tazminat istemi saklıdır.
|